Ekonomi

Ford’un elektrikli ticarileri Gölcük’ten


Ekonomi

Ford Motor Company’nin Avrupa’daki en büyük ticari araç üretim ve mühendislik merkezi olan, aynı zamanda yine Avrupa’ya yönelik ağır ticari araç …



Ford Motor Company’nin Avrupa’daki en büyük ticari araç üretim ve mühendislik merkezi olan, aynı zamanda yine Avrupa’ya yönelik ağır ticari araç geliştirme ve üretim üssü olan Ford Otosan, yeni bir role daha soyunuyor. Nitekim, geçtiğimiz yılın sonlarında hibrit Transit üretimine başlayan Ford Otosan, 2021’den itibaren de markanın elektrikli ticarilerini de bantlarından indirecek. Hibrit ve elektrikli araç üretimi için Ford Otosan’da bir süredir özel alt yapı çalışmaları yürütülmekte, “endüstri 4.0”a uyum çerçevesinde geliştirme ve eğitimler yapılmakta, nesnelerin interneti (IoT) ve yeni pres hattı gibi konularda yatırımlar gerçekleştirilmekteydi. Gelecekte elektrikli ve hibritlerin de devreye girmesiyle otomotiv üretiminin hayli karmaşık bir hale geleceğine dikkat çeken Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Ford bünyesinde “endüstri 4.0”a hazır ilk, tüm dünyada ise birkaç araç fabrikasından biri olduklarına dikkat çekti. 2019 sonunda Gölcük’te şarj edilebilir elektrikli hibrit Transit Custom (PHEV) modelinin seri üretimine başlayan Ford Otosan, 48 volt yarı hibrit (Mild) teknolojili ve tamamen elektrikli ticari araçları da bantlarından indirecek. Toplamda 5 farklı hibrit modelin yanı sıra 2021’den itibaren bir de yüzde 100 elektrikli model üretecek Ford Otosan, gelecekteki taleplere de uygun bir hale gelmek için çalışmalar yapıyor.

Ford Otosan Genel Müdürü Yenigün, otomotiv sektörünün sadece bugünkü değil, gelecekteki üretim taleplerine uygun yatırımlar yaptıklarını hatırlatarak, “Hibrit ve elektrikli araçların üretimine uygun, yeterli alt yapıya sahibiz. Ford’un elektrikli araçlar stratejisi kapsamında, kritik görevler üstlenmek için sabırsızlanıyoruz” dedi. Operasyonlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Güven Özyurt da, dışarıdan şarj edilebilir hibrit Transit Custom üretim hattının, sözünü ettikleri “geleceğin fabrikası” konseptini yansıttığını belirterek, “PHEV hattı, aslında geleceğin fabrikasının bir küçük modeli. PHEV üretim hattımız, geleneksel üretim hattından farklı” dedi. Nispeten daha az parça var. Ford Otosan’ın Gölcük’teki fabrikasında gerçekleştirilen “endüstri 4.0” çalışmalarının, Ford fabrikaları arasında bir ilk olduğunu, bu nedenle büyük ilgi gördüğünü kaydeden Genel Müdür Haydar Yenigün, “Artık turizmci gibi olduk. Fabrika ziyaretlerimizde patlama oldu. Tedarikçisinden yatırımcısına, Ford yetkilisine kadar bazen günde üç tur yapıyoruz. Bazen ayda 400 ziyaretçimiz oluyor” diye konuştu. Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Ford ile Volkswagen arasında bir üretim ve geliştirme ortaklığı işbirliğine gidildiğini hatırlatarak, henüz Türkiye’de Transit ile birlikte bir VW ticari aracının üretilmesine ilişkin “deklarasyon yapılmadığını” söyledi. İlk etapta Ford Ranger temelli yeni nesil Amarok ve VW Caddy ile Ford Transit Connect birleşimi “City Van” adıyla anılan bir araç için deklarasyon bulunduğunu kaydeden Yenigün, “Kendi projemize, yeni nesil Transit’e çalışıyoruz. Bizimki de onun bir parçası olursa, elbette proje büyür… Henüz bir şey söylenmedi” dedi. Küresel otomotiv endüstrisi, daha önce Japonya’daki deprem felaketi zamanında yaşadığı “yan sanayi sıkıntısı”nın bir benzeriyle, bu kez Koronavirüs nedeniyle karşı karşıya… Çin’de ortaya çıkan virüs nedeniyle burada özellikle yan sanayi ürünlerine yönelik üretimlerin büyük ölçüde durması, sevkiyatların aksaması, buna İtalya’nın karantinaya alınmasının da eklenmesi, ana sanayi üreticilerini zor durumda bırakıyor. Parça tedariki konusunda zorluklar yaşayan, bu nedenle de araç üretiminde “parçasızlık nedeniyle” kesintiler yaşama tehlikesiyle karşı karşıya olan Avrupalı üreticiler, zor günlere karşı alternatif arayışına girdi. Dünyada üretilen her bir araçta en az bir ya da iki Çin malı parça kullanıldığı düşünüldüğünde, durumun vahim bir noktaya doğru gittiğine tahmin etmek zor değil.

Bu noktada Türkiye’de ciddi bir büyüklüğe ulaşan otomotiv tedarik sanayi yani yan sanayi firmalarının, bir alternatif oluşturma potansiyeli bulunuyor. Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, deneyim ve kaliteli üretim yapabilme kabiliyeti, yetişmiş insan gücü, Türk yan sanayi üreticilerinin en önemli “artı”ları arasında. Ford Otosan, sadece kendi üretimi için değil, özellikle Avrupa’da üretilen pek çok modelde kullanılmak üzere Türk yan sanayi üreticilerinden tedarik konusunda Koronavirüs krizinden önce bir birim kurmuş bile. 35 kişiden oluşan Satınalma Ofisi’ni iki ay önce devreye alan Ford Otosan, ekibin başına, Operasyonlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Güven Özyurt’u getirmiş. Ofisin, Avrupa başta olmak üzere küresel çapta üretilen Ford araçlarına Türkiye’den parça tedariki konusunda yakında çalışmalarına başlayacağını kaydeden Özyurt, amaçlarının, alternatif bir kaynak yaratmak olduğunu belirtti. Çin’in bir süredir Avrupa’ya olan uzaklığı, yükselen fiyatları nedeniyle gözden düşmeye başladığını belirten Özyurt, şimdilerde de Koronavirüsle birlikte daha fazla sorgulandığını vurguladı. Türkiye’nin bazı parçaların tedarikinde sadece Çin değil, diğer ülkelere de alternatif olabileceğini söyleyen Özyurt, şunları söyledi: “Türkiye’nin en büyük avantajı sadece Avrupa’ya yakınlık ya da uygun fiyat değil… Türkiye’de bir tedarikçiden kaynaklı üretim gecikmesi olmadı şimdiye kadar… Çünkü Türkiye’deki sanayici için söz namustur. Parça da, araç da zamanında teslim edilecek, kalitesi iyi olacak… Ford da bunu gördü… Ayrıca üründe iyileştirme yapılması istendiğinde sırtını dönmez. ‘Pazar günü gel üret’ denildiğinde ‘İsviçre’ye kayağa gideceğim!’ demez. Açar dükkanını, üretir. Bunu kaldıraç olarak kullanabiliriz.” Ford Otosan Genel Müdür Baş Yardımcısı Dave Johnston da, Ford’un, Ford Otosan’ın neler yapabildiğini gördüğü için böyle bir ofis açtığını vurgulayarak, “Ford Otosan olarak tedarik noktasında güçlüyüz. Türkiye de, alternatif tedarik merkezi haline gelebilir” dedi.

Porsche 911’e ‘parmak bastı!’

Spor otomobil üreticisi Porsche, 911 müşterilerine, araçlarını eşsiz bir hale getirme seçeneği sunmaya başladı. 7 bin 500 euro veren 911 sahipleri, dilerse parmak izini aracının kaputunun üstüne bastırabilecek. Porsche, bunun için farklı bir teknik kullandığını belirtirken, söz konusu seçeneğin sadece Almanya pazarı için geçerli olduğu bildiriliyor. Porsche’nin başkan yardımcılarından Alexander Fabig, “Porsche müşterileri için aracın kişiselleştirilmesi çok önemli. Ve, araç sahibinin parmak izinden başka hiçbir tasarım unsurunun, daha ‘kişisel’ olabileceğini düşünmüyorum” derken, sadece bu iş için geliştirilen teknolojiye yönelik farklı şirketlerle işbirliği yaptıklarının altını çizdi. Söz konusu parmak izi, kaputa doğrudan baskı yöntemiyle işleniyor. Şirket, müşterinin verilerinin, başka yerlerde kullanılamayacağını belirtiyor.

i10 Türkiye’de satışa çıktı

Hyundai’nin İzmit’te üretip 40’tan fazla ülkeye ihraç ettiği yeni nesil i10, Türkiye’de 109 bin TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuldu. i10’da “Jump”, “Style” ve “Elite” donanım paketlerinin yanı sıra 1.0 lt (67 BG) ile 1.2 lt (84 BG) benzinli motor seçenekleri bulunuyor. Her iki motor seçeneğinde de “otomatikleştirilmiş manuel şanzıman” seçeneği de bulunuyor. Tamamen sportif bir tasarımla şekillendirilen yeni i10’da, 8 inç dokunmatik ekran (Apple Car Play ve Android Auto destekli), geri görüş kamerası, kol dayama, 16 inç alaşımlı jantlar, mercekli ön farlar ve LED gündüz sürüş farları, öne çıkan özellikler arasında.