Kıbrıs

Bülent Ecevit kimdir? Bülent Ecevit Neden öldü? Bülent Ecevit Hayatı


Kıbrıs

Bülent Ecevit kimdir? Bülent Ecevit Neden öldü? Bülent Ecevit Hayatı Bugün eski başbakanlardan Türk siyasetinin Karaoğlan’ı Bülent Ecevit’in 12. vefat sene dönümü. Ecevit, saat 11:00’da Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında anılacak. Yapılan haberler sonucunda Bülent Ecevit’in kim olduğu ve siyasi hayatı vatandaşlar tarafından araştırılmaya başlandı. Peki, Bülent Ecevit kimdir? Tüm detaylarıyla haberimizde… Bülent Ecevit 5 Kasım […]



Bülent Ecevit kimdir? Bülent Ecevit Neden öldü? Bülent Ecevit Hayatı Bugün eski başbakanlardan Türk siyasetinin Karaoğlan’ı Bülent Ecevit’in 12. vefat sene dönümü. Ecevit, saat 11:00’da Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında anılacak. Yapılan haberler sonucunda Bülent Ecevit’in kim olduğu ve siyasi hayatı vatandaşlar tarafından araştırılmaya başlandı. Peki, Bülent Ecevit kimdir? Tüm detaylarıyla haberimizde…

Bülent Ecevit 5 Kasım 2006 yılında hayatını kaybetti. 81 yıllık ömründe siyasetiyle olduğu kadar naifliğiyle de anılan Bülent Ecevit’in bugün ölüm sene dönümü. 1987 yılında DSP’nin başına geçen ondan önce CHP’de yer saha Bülent Ecevit şiir yazmayı da çok severdi. Karaoğlan’i ölümünün 12. yılında kendi şiirleriyle anıyoruz.

BÜLENT ECEVİT HAYATI

Mustafa Bülent Ecevit 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Kastamonu doğumlu Ahmet Fahri Ecevit Ankara Hukuk Fakültesi’nde adli tıp profesörüydü. Bülent Ecevit 1944 yılında Robert Kolej’den mezun oldu ve aynı sene içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında mektep arkadaşı Rahşan (Aral) Ecevit ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne kayıt yaptırmasına karşın yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ateşeliği’nde kâtip olarak çalıştı.

1950 yılında Cumhuriyet Kamu Partisi’nin yayın organı olan Ulus Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Ulus Gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve ova işleri müdürü olarak görev yaptı. 1954 Ocak ayında CHP Çankaya Ocağı’na kaydoldu 27 Ekim 1957 seçimlerinde CHP’den mebus olarak siyasete girdi. Biri ABD’de Rumlar tarafından olmak üzere siyasi hayatında 6-7 defa suikaste uğradı.

1973 seçimlerinde CHP’nin seçim kampanyasında, ihtiyar bir kadının “Karaoğlan nirede ha evlatlar, Karaoğlan’ı görmek istiyom.” şeklindeki sorusundan sonra Karaoğlan adı CHP’liler tarafından benimsenmiş ve ilerleyen yıllarda da Türkiye’de Bülent Ecevit için kullanılmaya başlanmıştır.Ecevit, başbakanlık dönemlerinde yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında “Kıbrıs Fatihi”, Abdullah Öcalan’ın yakalanışı sonrasında da “Kenya Fatihi” olarak anılmıştır.

İlerleyen yaşıyla beraber sağlığı bozuldu. Doktorlarının karşı çıkmasına karşın Danıştay’a düzenlenen saldırıda ölen Yücel Özbilgin’in 19 Mayıs 2006’daki cenazesine katılan Aynı gece fenalaştı ve beyin kanaması geçirdi. Uzun süre yoğun bakımda kaldı.Bu sırada kendisi için tutulan ziyaretçi yazıları Kaldırım Defteri adıyla anılıyor. Bülent Ecevit, bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 pazar günü Türkiye saatiyle saat 22:40’da Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu vefat etti.

Ecevit’in devlet mezarlığına gömülebilmesi için, ölümünün derhal ardından 9 Kasım’da yapılan bir yasa değişikliğiyle bu mezarlıklara başbakanların da gömülmesi sağlandı. 11 Kasım 2006’da yapılan cenaze törenine o zamana dek eşi ender görülen bir kalabalık katıldı. Yurdun dört bir yanından ve başta KKTC olmak üzere pek çok ülkeden insan Ecevit’e son borçlarını ödemek ve onu sonsuzluğa uğurlamak için başkente akın etti.

Cenaze törenine beş cumhurbaşkanı ve siyasetçiler de katıldı. Kocatepe Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Devlet Mezarlığı’na doğru yola çıkan Ecevit’in naaşına kamu gözyaşları ve çiçeklerle eşlik etti. Bu uzun yol boyunca eşi Rahşan Ecevit bir an olsun cenaze arabasının arkasından ayrılmadı.11 Kasım 2006 günü Devlet Mezarlığı’na defnedilen Ecevit için abide mezar yapılması gündemdedir.

Siyasi kitapları

Ortanın Solu (1966) Bu Düzen Değişmelidir (1968) Atatürk ve Devrimcilik (1970) Kurultaylar ve Sonrası (1972) Demokratik Sol ve Hükümet Bunalımı (1974) Demokratik Solda Temel Kavramlar ve Sorunlar (1975) Dış Politika (1975) Dünya-Türkiye-Milliyetçilik (1975) Toplum-Siyaset-Yönetim (1975) İşçi-Köylü Elele (1976) Türkiye / 1965-1975 (1976) Umut Yılı: 1977 (1977)

Kitaplar:

Şiir kitapları

Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm şiirleri), Doğan Kitapçılık (2005) El Ele Büyüttük Sevgiyi, Tekin Yayınevi (1997) Işığı Taştan Oydum (1978) Şiirler (1976)

CHP DÖNEMİ

1957-1980 arasında, önce Ankara, sonra Zonguldak’tan Cumhuriyet Kamu Partisi’nin Mebus oldu. 1960’ta Kurucu Meclis Üyesi, 1961’de Çalışma Bakanı oldu. Bakanlık görevini 1965’e kadar sürdürdü. 1965’te Zonguldak’tan mebus seçildi. Bu seçimleri Süleyman Demirel’in başında bulunduğu Adalet Partisi kazanınca, CHP muhalafet partisi oldu. Bu tarihten sonra da Bülent Ecevit, “Ortanın Solu” fikrini benimsemeye ve bu akımın öncüsü olmaya başladı. Ama vakit vakit komünizme kaymakla suçlandı. 1971’de partisinden istifa etti. İsmet İnönü’nin 12 Mart Muhtırası’na karşı tavrı, Ecevit’i bu davranışa itti.

GENEL BAŞKAN SEÇİLDİ

1972 yılında yapılan 5. Olağanüstü Kurultay’da güvenoyunu Ecevit’in alması üzerine İsmet İnönü istifa etti. Böylece Ecevit, 4 Mayıs 1972’de CHP Genel Başkanı seçildi. 1973 seçimlerinde en çok oyu aldığı halde hükümet kuramayan Ecevit, 1974 yılında CHP-MSP (Milli Selamet Partisi) koalisyonunun başbakanı oldu. Aynı sene 20 Temmuz 1974 tarihli Kıbrıs Barış Harekatı’nı gerçekleştirdi.

Bülent Ecevit’in cumhurbaşkanı Fahri Korutürk onayıyla 1977’de kurduğu azınlık hükümeti güvenoyu alamayınca, “2. Milliyetçi Cephe“, Demirel başkanlığında AP, MHP ve MSP ile kuruldu. Aynı zamanda 5 Haziran 1977 seçimlerinde CHP’nin aldığı A’lik oy oranı, Ecevit’i tek başına iktidara getiremese de, Türkiye tarihinde sol bir partinin aldığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçti. 21 ay boyunca bu hükümetin başbakanlığını yürüttü.

3 KEZ HAPSE GİRDİ

Ülkede gittikçe tırmanan gerginlik, şiddetli sol-sağ çatışmaları ve eleştiriler bir yandan vuruş yolunu açarken, bir yandan da Ecevit’in 1979 ara seçimerlerinde başarısız olmasına yol açtı. Bunun sonucunda Süleyman Demirel, MHP ve MSP ile bir azınlık hükümeti kurdu. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında, askeri darbelerin antidemokratik olduğunu düşünerek karşı çıktığı askeri yönetim tarafından üç kez hapse mahkum edildi, birçok siyasetçi ile beraber 10 sene süreyle politikadan uzaklaştırıldı. Bu çalkantılı dönemde Ecevit, gazeteciliğe dönmeye karar verdi ve 1981’de “Arayış Dergisi“ni çıkartmaya başladı ancak mecmua askeri yönetim tarafından kapatıldı.

ÖLÜMÜ

Bülent Ecevit, 18 Mayıs 2006 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonucunda GATA’da tedavi altına alındı. Yaklaşık 6 ay boyunca bu hastanede tedavi gördü, yoğun bakımda kaldı. 5 Kasım 2006’da, 81 yaşında, solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Devlet Mezarlığı’na gömülebilmesi için 9 Kasım’da yapılan yasa değişikliği sonucu 11 Kasım 2006’da buraya defnedildi.

ÖZEL HAYATI

Bülent Ecevit, Türk siyasetinde ayrı bir yere sahip olan bir siyasetçidir. Edebiyata düşkünlüğü, siyasetçi kimliği kadar alaka görmüştür. Siyaset ve şiir kitaplarının dışında “Özgür İnsan” (1972), “Arayış” (1981), “Güvercin” (1988) gibi dergiler çıkartmıştır. “Bitlis” ve “Meclis” sigaralarını içer, klasik Batı müziğini ve Türk kamu müziğini sever. Kendisine 6 kez suikast girişiminde bulunulmuştur. En göze batan noktalardan biri de, eniş
tesi İsmail Hakkı Okday’ın ona hediye ettiği 70 yıllık “Erika” marka daktilosudur. Bu daktiloyu ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi’ne hediye etmiş, kendisini de yazılarını hep bu daktilonun başında yazarken hafızalara kazımıştır. 1973 yılında, CHP’nin seçim kampanyası sırasında ihtiyar bir kadının sarf ettiği “Karaoğlan nirede ha evlatlar, Karaoğlan’ı görmek istiyom” cümlesinden sonra Ecevit, Türk siyasi sahnesinin “Karaoğlan”ı olarak anılmaya başlamıştır.

BÜLENT ECEVİT ŞİİRLERİ

YAPAMADIĞIMIZ

Rahşan´a-

akşam kapı eşiğinde bir terli elbise gibisoyunmak vardı derdinden evreninbir giysi serinliğini giyinmekkendi derdini tespih gibi çekmek elinde

yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülükarşında polisiye roman okumak vardısorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimizsevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak

oturmağa konuklar gelmesi bazençevresinde bir masanın kaygısızsıcacık konularda bir demli çay gibibilmedik komşularla konuşmak

dünyamızla uyuşmak vardıoyunda sonunu görmeden oynamaksevinebilmek kazandığınayitirdiğine yerinebilmek

düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmektenkamaştıkça örtebilmek gözlerinidüşlerde bile ışıktan sakınarak kendiniuyayabilmek vardı vaktinde rahat

YARIN

birşeyler olacak yarınduruşundan bellikırdaki atlarınbulutların koşuşundan bellikazışından köstebeklerin toprağı

karıncaların telâşından bellibirşeyler olacak yarınbelki bir tomurcukbelki bir ağacın düşen yaprağıbelki de bir çocuk

pek o kadar göremesek de uzağıkuşların uçuşundan bellibirşeyler olacak yarınöbürgünden önemsizyarından önemli

İNSAN

elbette senden guzel olacakticizdigin resimyaptigin heykelsenden buyuk olacaktisenden yakisikli

elbette senden dogru soyleyecektiyazdigin siir

elbette senden cok duyacaktisoyledigin turku

sen oldugundan buyuksunsen oldugundan iyisinsen oldugundan guzel

ELELE BÜYÜTTÜK SEVGİYİ

Birlikte öğrendik seninleavcumuzda yüreği çarpankuşa sevgiyi

elele duyduk kumsalda denizinmilyon yılda yonttuğutaşa sevgiyi

tırtılları tanıdık seninle bahardatırtılken daha sevmeyi öğrendiksevgiden üreyen kelebeği

toprağı evimiz gibi sevdik seninlebirlikte sevdik kuru topraktaev küren köstebeği

köstebeğinden toprağına taşınatırtılından kelebeğine kuşunaelele sevdik bu dünyayı

acısıyla sevinciyle sevdikyazıyla kışıyla sevdikköy-köy ülke-ülke

gökler gibi sardı dünyayıyağmur gibi sızdı dünyayadünya kadar oldu sevgimiz

elele büyütüp elele derdikelele derip insana verdikverdikçe çoğalan sevgimizi

MAĞARA

mağaranın duvarınahayvanları taştan oydumkükrediler karanlıktatürkülerle karşı koydum

karanlıktı mağaraışığı taştan oydumüşüyordumbir de güneş koydum

aşk oydum mağaranın duvarınaaşk oydumağrıdı taşlaryarıldı mağara

BACH SONATI

ne ben sorayım senine sen beni sorsoyunmuş seslerimiz tendenboşlukta bir aşk örüyor

ses olmuş duygularyaklaşır dalga dalga zamansızkavuşsa da seslerimiz birbirinebiz kavuşamayız

ne kollarımız var saracakne öpecek dudaklarne görülecek yüzümüz varne görecek göz

biz aşk örüyoruz boşluktaçizgiden soyutzerreden öz

YARGI

öldürenle katiliz çalanla hırsıztümümüz sanığız tümümüz savcıtümümüz suçlu tümümüz yargıç

kimi aklar bazen suçlarızkimi bağışlar bazen asarızkendimizi başkasında

hergün bıçak saplıbirinin arkasındavurulan da biziz vuran da

.