Kıbrıs

Jandarma Astsubay başvuru kılavuzu! Jandarma Astsubay başvuru şartları neler? Jandarma Genel Komutanlığı sözleşmeli Astsubay alımı 2019!


Kıbrıs

Jandarma Astsubay müracaat kılavuzu! Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yapılan açıklama ile kadın ve erkek astsubay alımı başvuruları başladı.Hangi branşlara alım yapılacağı konusunda yapılan açıklamayla birlikte kısa sürede müracaat sayısında artış yaşanıyor.Kadın ve erkek alımı olarak yapılacak alımın müracaat şartları ve tarihi resmi site üzerinden açıklandı.Uzun süredir çıkması beklenen havadis, bilgi, salık Resmi […]



Jandarma Astsubay müracaat kılavuzu! Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yapılan açıklama ile kadın ve erkek astsubay alımı başvuruları başladı.Hangi branşlara alım yapılacağı konusunda yapılan açıklamayla birlikte kısa sürede müracaat sayısında artış yaşanıyor.Kadın ve erkek alımı olarak yapılacak alımın müracaat şartları ve tarihi resmi site üzerinden açıklandı.Uzun süredir çıkması beklenen havadis, bilgi, salık Resmi Gazete’de yayınlanan havadis, bilgi, salık vatandaşlar tarafından araştırılıyor.İşte Zaptiye Astsubay müracaat kılavuzu! Zaptiye Astsubay müracaat şartları neler? Zaptiye Genel Komutanlığı sözleşmeli Astsubay alımı 2019! Detaylar haberimizde…

HANGİ ŞARTLAR ARANACAK?

JSGA Fakültesi adayların ön başvurularını https://vatandas.jandarma.gov.tr/PTM/Giris adresinden Haziran-Temmuz aylarıarasında YKS imtihan sonuçları açıklanmadan önce alacak.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) JSGA Fakültesine yerleştirme yapılmayacaktır. Zaptiye Genel Komutanlığı kendi seçme sınavlarını (Boy-Kilo, Mülakat, Spor) YKS imtihan sonuçları açıklandıktan sonra yapacak.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Fakültesine girmek isteyen adayların Zaptiye Genel Komutanlığı kendi seçme sınavından ve YKS sınavından aldıkları puanlara göre sıralamaları yapılarak sonuçlar etkinlik takvimiyle birlikte https://vatandas.jandarma.gov.tr/PTM/Giris,www.jandarma.gov.tr ve www.jsga.edu.tr adreslerinden duyuru edecek.

BAŞVURULAR NASIL YAPILACAK?

a. Ön başvurular https://vatandas.jandarma.gov.tr/PTM/Giris internet adreslerinden ulaşılabilecek Zaptiye ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Sistemi üzerinden e-Devlet kapısı vasıtasıyla e-devlet şifresi, mobil imza, e-imza, T.C. kimlik kartı veya internet bankacılığı seçeneklerinden birisi ile 25 Şubat – 13 Mart 2019 tarihleri arasında giriş yapılacaktır.

b. Başvurusu kabul edilip seçme sınavlarına katılmaya hak kazanan namzet listesinin ve sınavlarla ilgili uygulama esasları, imtihan ücreti yatırma duyurusu, imtihan merkezi, imtihan tarihi ve öbür tüm duyurular www.jandarma.gov.tr, www.sahilguvenlik.gov.tr ve www.jsga.edu.tr internet adreslerinden duyuru edilecektir.

c. Müracaat kılavuzları okunmadan, internet ortamında müracaat yapılmamalıdır. Müracaat esnasındaki yapılabilecek yanlış kodlamalar ve yanlış beyanlardan, ilanların takip edilmemesinden doğacak menfi sonuçlardan namzet sorumludur.

TSK TARİHÇE

Tarih boyunca “Ordu-Millet” olarak adlandırılan Türkler; başta Asya Kıtası olmak üzere Avrupa ve Afrika dâhil geniş coğrafyalarda çok sayıda devlet kurmuş, çeşitli yabancı kavimler, milletler ve devletler üzerinde hâkimiyet sağlamışlardır. Bozkır yaşantısının hareketli ve güçlü olmayı gerektiren zorlu şartları, Türkleri dayanıklı ve mücadeleci bir millet hâline getirirken güçlü ve iyi teşkilatlanmış ordular kurmalarında da önemli bir etken olmuştur.

MÖ 209’da kurulduğu kabul edilen ilk düzenli ve disiplinli Türk ordusunun Büyük Hun İmparatorluğu döneminde oluşturulduğu, bu yeni yapıda en büyük birliğin, 10.000 kişiden oluşan tümenler olduğu, tümenlerin binli, yüzlü ve onlu olmak üzere kademeli olarak küçülen birliklere ayrıldığı, söz konusu bu örgüt yapısının küçük değişikliklerle tarih boyunca bütün Türk devletlerinde varlığını sürdürdüğü görülmektedir.

Türklerde ordu her vakit devletin en esas teşkilatlarından biri olmuş ve önemini daima korumuştur. Disiplin, teşkilat, eğitim ve silah yönünden mükemmeliyet Türk ordularının ortak özellikleri olmuştur. Bu yapısı sayesinde pek çok savaş kazanan Türkler, 1071 Malazgirt Zaferi’yle Anadolu’ya kati olarak yerleşmişler ve kısa süre sonra Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurarak Anadolu’yu kendilerine yurt yapmışlardır. Sonraki on sene içinde öncü Türk beylerinin Ege ve Marmara Denizi kıyılarına ulaşmalarıyla Türkler için denizcilik alanında da yeni bir sayfa açılmıştır. Türkleri açık denizlerle tanıştıran ilk öncü şahıs Çaka Bey olmuş ve ilk Türk donanması onun zamanında (1081) denize indirilmiştir. Alanya ve Sinop Tersanelerinde inşa edilen gemilerle Selçuklu donanması denizaşırı seferler yapabilecek güce ve kabiliyete ulaşmıştır.

Selçuklu askerî teşkilatını kendine miras saha ve Anadolu’da kurulan en güçlü Türk devleti olan Osmanlı Devleti ise bu mirasa ek olarak kuruluşundan itibaren ordusunda yeni düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeler çerçevesinde; Orhan Bey zamanında, yaya ve atlı olmak üzere düzenli ve daimî ordu teşkilatı kurulmuştur. İznik Kuşatması (1327) esnasında deniz gücüne ihtiyaç duyulmuş ve bu ihtiyaç Karesi Beyliği’nden gönderilen Karamürsel Bey komutasındaki 24 gemilik bir filo ile karşılanmıştır. Ordunun ihtiyaç duyduğu gemilerin yapımı için aynı sene Karamürsel’de bir tersane inşa ettirilmiştir.

I. Murat döneminde de ordudaki gelişim devam etmiş, çoğunluğu tımarlı sipahilerce oluşturulan ve Osmanlı ordusunun asıl savaş gücünü teşkil eden Eyalet Kuvvetlerinin yanı dizi yaya ve atlı birliklerinden teşkil edilen Kapıkulu Ocakları kurulmuştur. Böylece Osmanlı ordusu Kapıkulu Ocakları ve Eyalet Kuvvetleri isimleriyle aylıklı ve topraklı olmak üzere iki büyük sınıfa ayrılmıştır. Ordu yapısını bu dönemde güçlendiren Osmanlı Devleti Ege Denizi ve Karadeniz mihverine sahip olmak maksadıyla İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde Venediklilerle rekabete girişmiş ve bu vaziyet daha büyük savaş gemilerinin yapılmasına yol açmıştır.

Gerek siyah gerekse deniz kuvvetlerindeki bu ilerlemeler, savaş araç-gereç imalatında da yenilikleri gerektirmiştir. Bu amaçla müessese döneminin sonlarına doğru ok, yay, kılıç, tüfek, balta, barut, kurşun, zırh, miğfer vb. savaş malzemeleri yapmak veya tedarik etmek üzere Cebeci Ocağı; top dökmek üzere Topçu Ocağı; havan topu, mayın ve bomba yapmak üzere ise Humbaracı Ocağı kurulmuştur.

Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde başta Gelibolu Tersanesi olmak üzere büyük bir gemi inşa faaliyetine girişilmesiyle Osmanlı Devleti’nin ilk stratejik amaçlı donanması kurulmuştur. Bu donanma İstanbul’un fethinde büyük rol oynamıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Barbaros Hayrettin Paşa’nın Kaptan Paşalık makamına getirilmesiyle Osmanlı donanması en büyük gücüne ulaşmış ve 27 Eylül 1538’de kazanılan Preveze Deniz Zaferi’yle Akdeniz bir Türk gölü hâline gelmiştir.

18’inci yüzyıldan itibaren Türk askerî teşkilatında ve eğitim kurumlarında önemli yenilikler yapılmıştır. III. Selim döneminde günümüz çağdaş Türk ordusunun ilk çekirdeği olan Nizâm-ı Cedid Ordusu kurulmuştur. Daha sonra Sekbân-ı Cedid Ocağı, Eşkinci Ocağı kurulmuş ve 1826 yılında Yeniçeri teşkilatının kaldırılmasıyla Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye adıyla Avrupa usulünde kurulan askerî örgüt bu alanda en önemli yeniliklerden olmuştur.

Eğitim kurumları açısından yapılan yeniliklerin başında Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn (1773) ve Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn (1794) gelmektedir. Ordunun kurmay subay, zabit ve astsubay ihtiyacını karşılamak amacıyla açılan Mekteb-i Harbiye, Erkân-ı Harbiye Mektebi, askerî rüştiyeler, küçük zabitan iptidai mektepleri, küçük zabitan mektepleri ve askerî idadiler de bu yenilikler arasında yer almaktadır.

Kara ordusunda bu gibi yenilikler yapılırken askerî denizcilik konusunda da önemli yeniliklerin yapıldığı görülmektedir. Özellikle Kırım Harbi (1853-1856) sonrası savaş gemileri teknolojisindeki yenilikler dikkat çe
kicidir. Pervanenin icadıyla birlikte buharlı makinelerin savaş gemilerine de uygulanmaya başlanması, savaş gemilerinin sacdan ve demirden inşası yoluna gidilmesi, kuyruktan dolma toplar buluş edilerek ağızdan dolma topların terk edilmesi örnek olarak zikredilebilir. Askerî denizcilik teşkilatındaki önemli bir yenilik de 17 Mart 1867’de kurulan Bahriye Nezareti makamının Kaptan Paşalık Müessesesinin yerini almasıdır.

Türk ordusunda siyah ve deniz kuvvetlerine ilaveten 1909 yılından itibaren askerî havacılık alanıyla da ilgilenilmeye başlanılmış; bu kapsamda, ülkede ilk uçak gösterileri gerçekleşmiş ve havacılıkla ilgili ilk raporlar yazılmıştır. 1 Haziran 1911’de Harbiye Nezareti Kıtaat-ı Fenniye ve Mevâki-i Müstahkem Müfettişliğinin 2’nci Şubesinde Kurmay Yarbay Süreyya Bey başkanlığında oluşturulan “Tayyare Komisyonu” Türk askerî havacılığının ilk resmî kuruluşu olmuştur. Türk hava birlikleri Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda sınırlı imkânlara karşın başarıyla görev yapmıştır.

Hava Kuvvetlerinin kuruluşundan kısa bir süre sonra gerçekleşen Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusu sahip olduğu askerlik anlayışıyla kara, deniz ve hava güçleriyle farklı cephelerde savaşmıştır. Dünya tarihi, Türk askerinin ve Türk milletinin asırlar öncesinden bir miras gibi akıp gelen cesaret ve kahramanlığının Mustafa Kemal’in askerî dehası ve komuta yeteneği ile birleştiğinde Çanakkale’yi nasıl geçilemez bir hâle getirdiğine tanıklık etmiştir.

Memleketini en buhranlı ve güç anlarda felaketlerden kurtaran kahraman Türk ordusu, Türk İstiklal Harbi’nde de varını yoğunu seferber eden soylu ve fedakâr Türk milletiyle birlikte Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde büyük zaferlere imza atmıştır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.” direktifiyle kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Büyük Taarruz’la Türk milletinin müstakil ve egemen bir millet olarak varlığını sürdürmesi sağlanmıştır.

Böylece memleketin iç ve hariç güvenliğinin korunmasında güçlü ordunun ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmış, bu nedenle Cumhuriyet Dönemi’nin önceliklerinin başında orduda yapılacak yeni düzenlemeler yer almıştır. 1923 yılından itibaren üç ordu müfettişliği şeklinde yeniden teşkilatlanan Siyah Kuvvetlerinin, ağır ve hafif makineli tüfekler, havanlar, tanksavar silahları ve çağdaş toplarla teçhiz edilmesiyle güçlü bir ordu kurma yolunda ilk adımlar atılmıştır.

İlk teşkilatı 1920 yılında “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti” adıyla kurulan ve İcra Vekilleri Heyetine (Bakanlar Kurulu) bağlı olan teşkilat, 03 Mart 1924 tarihli kanunla “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti” adını almış ve bakanlık statüsü kaldırılarak ayrı ve müstakil bir yapıya kavuşturulmuştur. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti 29 Ekim 1931 tarihinde, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün açılışını yaptığı yeni binasına taşınmış (bugünkü Genelkurmay binası), 1935 yılında Türk ordusundaki rütbe isimlerinin yeni Türkçe karşılıklarının kullanılmasına başlanmasıyla “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti”nin adı “Genelkurmay Başkanlığı” olarak değiştirilmiştir.

Emniyet ve asayiş hizmetlerini yürütmek üzere 14 Haziran 1839 tarihinde kurulduğu kabul edilen Zaptiye Teşkilatı, 10 Haziran 1930 tarihinde yayımlanan 1706 sayılı kanunla bugünkü hukuki statüsüne kavuşmuştur. Zaptiye Genel Komutanlığı 27 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı öncesinde orduda yeni düzenlemeye gidilmiş ve Siyah Kuvvetlerindeki ordu müfettişlikleri, ordu komutanlıklarına dönüştürülmüştür. Böylece Siyah Kuvvetleri üç ordudan teşkil edilmiş ve ordunun mevcudu en yüksek seviyeye çıkarılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 23 Ocak 1944 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığının kurulmasıyla hava birlikleri tek komuta altında toplanmıştır. Siyah Müsteşarlığı 01 Temmuz 1949’da Siyah Kuvvetleri Komutanlığına, Deniz Müsteşarlığı ise 15 Ağustos 1949’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığına dönüştürülmüştür.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 27 Haziran 1950 tarihinde Güney Kore’ye yardım konusunda yaptığı çağrıya müspet yanıt veren Türkiye, dünya barışına katkı sağlamak adına Kore Savaşı’na bir tugay göndermiştir. Türk kuvvetleri, Kore’ye ayak bastıkları andan Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasına kadar (27 Temmuz 1953), muharebenin en can müşteri bölgelerinde görevlendirilmiştir. Türk kuvvetleri her vakit olduğu gibi bu savaşta da “Yurtta barış, dünyada barış.” ideali uğruna fedakârca mücadele etmiştir. Bu durum, Türkiye-Güney Kore arasında var olan dostane ilişkilerin “kan kardeşliği” adı altında daha da güçlü bir şekilde devam etmesine vesile olmuştur.

Kore’de muharebeler devam ederken Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı 1951 yılından itibaren jet uçaklarıyla teçhiz edilmeye başlanmış, aynı sene üs ve filo kuruluşuna geçilerek Balıkesir’deki 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı Türk Hava Kuvvetlerinin ilk jet üssü olmuştur.

Türk ordusu Kore’den sonraki en büyük sınavını, Kıbrıs Sulh Harekâtı’nda vermiştir. Türk ordusunun ilk müşterek harekâtı olan bu harekâtta, hava kuvvetlerinin desteğiyle deniz kuvvetleri ilk güç aktarımını ve çıkarma harekâtını başarıyla gerçekleştirmiştir. Harekâttan sonra Kıbrıs’ta kolordu seviyesinde “Türk Sulh Kuvvetleri Komutanlığı”nın nüvesi oluşturulmuştur. Bu harekâttan alınan dersler çerçevesinde 1975 yılında Ege kıyılarının savunulması maksadıyla Ege Ordu Komutanlığı teşkil edilmiştir. Türkiye’nin jeo-stratejik konumu, kıyıların uzunluğu, yeni ve profesyonel bir Sahil Güvenlik Komutanlığına olan ihtiyacı ortaya çıkartmıştır. öbür taraftan, bazı Bakanlıkların karasuları ve deniz ile ilgili hizmetlerinde, kanunlarla çıkarılan çeşitli yasakları uygulayacak yeterli güvenlik güçlerinin bulunmaması da göz önünde bulundurularak, 9 Temmuz 1982 tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı kurulmuş, 27 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır.

1980’li yılların sonunda yeniden yapılanma sürecine giren Türk Silahlı Kuvvetleri; sulh zamanında Türkiye’nin millî çıkarlarının korunmasına katkıda bulunmanın yanı dizi özellikle hudut tanımayan terörizm, siber hücum ve kıtalar arası balistik füze tehdidi gibi risk faktörleri karşısında ülke güvenliğinin sağlanmasında, coğrafi sınırlara bağlı olmayan stratejik güvenlik anlayışının bir gereği olarak çeşitli ülkelerle askerî eğitim ve iş birliği anlaşmalarının imzalamasının yanı dizi askerî yardım faaliyetlerinde bulunmakta, komşuları ve bölge ülkeleriyle güven ve güvenlik artırıcı önlemler ve uluslararası silahların kontrolü rejimlerine yan olmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri hem dünya barışına katkıda bulunmak hem de bölgesel ve uluslararası güvenliği sağlamak maksadıyla Somali, Bosna – Hersek, Kosova, Afganistan, Lübnan gibi birçok ülkede barışı destekleme harekâtlarına çok önemli katkılar sağlamış ve sağlamaya da devam etmektedir. Ayrıca, ikili ilişkiler kapsamında Somali, Katar ve Arnavutluk gibi ülkelerde de görev yapmaktadır.

Bugün gelinen noktada Türk ordusu, sahip olduğu teknoloji, bilgi ve eğitim üstünlüğü, azami ölçüde millî savaş sanayisine dayanan silah gücü, terörle mücadele ve hudut ötesi harekât kabiliyeti ile her türlü hava koşulunda har
ekât icra etmektedir. Ayrıca, dünyanın en duygulu noktalarında NATO bayrağı altında olağanüstü bir disiplin ve güçle görev yapma yeteneği sayesinde dünyanın en güçlü orduları arasında elde etmiş olduğu haklı ve mümtaz yerini daha da pekiştirmektedir.

Cumhuriyetimizin Kurucusu, Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Türk ordusuna yayımladığı tarihî mesajında şöyle seslenmiştir:

Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her vakit zaferle birlikte uygarlık nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Memleketini en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmış isen Cumhuriyet’in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün çağdaş silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun hâlde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.

Türk Silahlı Kuvvetleri bu anlayış çerçevesinde soylu Türk milletinin sevgi ve güveninden aldığı güçle kendisine verilecek her türlü görevi tarihî bir mesuliyet bilinciyle geçmişte olduğu gibi gelecekte de icra etme azim ve kararlılığındadır.

.