Gündem

KIBRIS’TAN ÖZGÜN SES


Gündem
Yasin Derin
Yazar : Yasin Derin

Taha Can Gürlek yazdı; Son yazım 1. Dünya savaşının bitiminin 100. Yıl dönümünde gerçekleşen BM 73. Genel Kurulu’nun hemen ardından “Küreselleşmenin Sonu” ile alakalı bir yazıydı ve hemen bu yazının ardından ciddi eleştirilere maruz kalmıştım. Dünyanın bugün geldiği nokta benim öngörülerimi ve yazımı resmen haklı çıkarır nitelikte. Rus ordusu Kırım’a girerek, işgalinin ardından küreselleşmeyi resmen […]



Yasin Derin
Yazar : Yasin Derin

Taha Can Gürlek yazdı;

Son yazım 1. Dünya savaşının bitiminin 100. Yıl dönümünde gerçekleşen BM 73. Genel Kurulu’nun hemen ardından “Küreselleşmenin Sonu” ile alakalı bir yazıydı ve hemen bu yazının ardından ciddi eleştirilere maruz kalmıştım. Dünyanın bugün geldiği nokta benim öngörülerimi ve yazımı resmen haklı çıkarır nitelikte.

Rus ordusu Kırım’a girerek, işgalinin ardından küreselleşmeyi resmen bitirmişti, 73. BM Genel Kurulunda da ABD Başkanı Trump bunu bütün dünyaya duyurmuştu ve bugün Covid-19 (coranavirüs) ile birlikte tüm etki alanları düşünüldüğünde, virüsün bıraktığı izler, özellikle psikolojik etkisi bakımından dünyanın yeni bir döneme girdiğine resmen işaret ediyor.

Yeni süreçte “Ulus Devlet” gibi kavramların altını daha kalın çizecek ve daha kendi içine dönük devletler, birleşimler ve sistemler göreceğimiz hiç kaçınılmaz bir gerçek. Bütün bunları bir sonraki yazımda ele alacak olmam bir yana geçmişte yazdığım “Kürselleşmenin Sonu” yazısını tekrar sizinle paylaşmak isterim. Keyifli okumalar.

Küreselleşmenin Sonu

Birinci dünya savaşının bitiminin 100. Yıl dönümünde gerçekleşen BM 73. Genel Kurulu, liderlerin birebir görüşmeleri ile Genel Kurul’da Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın dikkat çeken konuşmalarına sahne oldu lakin benim daha çok ilgimi küreselleşme karşıtı konuşması ile Trump çekti.

 BM Genel Kurulunda Trump’ın yaptığı konuşmanın en önemli kısmı Küreselleşmeydi. Küresel ticaretteki yavaşlama, üretim süreçlerinde otomizasyon ve teknolojik gelişmeler, batı ülkelerinde siyasette küreselleşme karşıtı ve içe kapanmayı öneren partilerin ivme kazanması, küreselleşme sonuna mı geldik dedirti.

 Bütün bu gelişmeler bir yana, öncelikle şunu bir belirtelim: Trump’ın “küreselleşmenin sonunu” duyurduğu BM konuşması tarihe bir not olarak düşülmeli. Trump’ın 73. BM Genel Kurulunda yaptığını, 1980’lerin sonuna doğru, Gorbaçov’ un dillendirdiği manifestolarla eş değer olduğunu düşünüyorum. Gorbaçov, sosyalizmin “kalbinden” duyurmuştu sosyalizmin çöküşünü. Trump ise küreselleşmenin sonunu yine onun “kalbinden” dünyaya duyurdu. İkisi arasında tek bir fark vardı Gorbaçov bunu dolaylı yoldan, Trump ise direkt bir yol izleyerek, hiç çekinmeden ve büyük bir zevkle yaptı.

 Trump’ın yürümeyi planladığı yol ve bir kısmını da hayata geçirdiği adımlar; Amerika’yı daha korumacı ve içe dönük bir ekonomik yapıya doğru götürüyor. Anladığımız kadarıyla çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği yaptırımlar bunun ilk adımları oldu. Bu söylemlerin en önemli nedenleri ise; küreselleşmenin yerel marka ve şirketlerin sonunu getirmiş olması. Bu durum; işsizliğin ivme kazanmasına, kazanılan işsizlik ivmesi de gelir seviyelerinin ciddi bir şekilde düşmesine neden oldu.

Anladığımız kadarıyla Trump Dünya’yı Amerika’dan ibâret sanan; geri kalan kesimin kim olduğuna ve gözünün yaşına bakmadan aba altından sopa göstererek, yukardan bakan bir siyâsal kafa Amerika’yı yönetip, şekillendiriyorsa eğer Amerikan hegemonyası artık çöküşe geçmiş demektir.

Trump’ın BM genel kurulunda yapmış olduğu konuşma, Amerikan hegemonyasının sonuna işaret ediyor olabilir. Sâdece Amerikan’dan ibaret bir Amerika yok olmaya evrilen bir Amerika olabilir ancak… Eğer onu temelli yok etmek değilse derdiniz; donanımınız ne olursa olsun kaba güçle Dünya’ya hâkim olamaz, onu yönetemezsiniz. Ama galiba Trump bunu da deneyecek gibi duruyor, bu kısmı da artık hep birlikte izleyip ilerleyen günlerde göreceğiz…