Gündem

Opdivo nedir?


Gündem

Opdivo nedir? Akciğer kanseri ile savaşan vatandaşlara ümit verici bir gelişme yaşandı. Geliştirilen yeni kanser ilacı Opdivo ile akciğer kanserini yenmek mümkün. Bu gelişmenin ardından vatandaşlar internette konuyu araştırmaya başladı. Peki Opdivo nedir? Kansere çözüm mü? Nereden alınır? Opdivo kaç para? Detaylar haberimizde… OPDİVO NEDİR? Onkolojik tedavilerin parlayan üç silahşorları başlıklı ilk yazımıza Nivolumab (Porthos) ile […]



Opdivo nedir? Akciğer kanseri ile savaşan vatandaşlara ümit verici bir gelişme yaşandı. Geliştirilen yeni kanser ilacı Opdivo ile akciğer kanserini yenmek mümkün. Bu gelişmenin ardından vatandaşlar internette konuyu araştırmaya başladı. Peki Opdivo nedir? Kansere çözüm mü? Nereden alınır? Opdivo kaç para? Detaylar haberimizde…

OPDİVO NEDİR?

Onkolojik tedavilerin parlayan üç silahşorları başlıklı ilk yazımıza Nivolumab (Porthos) ile devam ediyoruz. Malign melanom isimli ten kanserinde ipilimumab (Yervoy) tedavisinden sonra immün sistemi aktive eden tedaviler hızla önem kazandı. Elde edilen bilgilerden yola çıkarak kanserli hastada nakavt olmuş immün sistemi harekete geçirebilecek yeni fren mekanizmaları saptandı. PD-1 programlanmış hücre ölüm proteini olarak da bilinir ve immün sistem hücrelerinin yüzeyinde bulunan bir reseptördür (algaç). Bu reseptöre kanser hücresinden salınan PD-L1 adlı protein yapısındaki ligand bağlanarak kansere yönelik immün sistemin fren mekanızmasını çalıştırır. Bu protein yapılara karşı geliştirilen iki ilaç Nivolumab (Opdivo) ve Pembrolizumab’ın (Keytruda) malign melanomda etkili oldukları kanıtlandıktan sonra akciğer kanserli hastalarda denendi.

Akciğer kanserleri başlıca Küçük Hücreli Akciğer Kanseri ve Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri olarak iki alt grupta incelenir. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri ise Adenokanser, Yassı Hücreli Kanser ve Büyük Hücreli Kanser olarak başlıca üç gruptan oluşur. Bu grupta yer saha adenokanser için kemoterapi ve müsait hastalarda hedeflenmiş tedavi şansı yassı hücreli kansere göre oldukça fazladır. Son birkaç yıla kadar yapılan çalışmalarda ameliyat edilemez yassı hücreli akciğer kanserinin tedavi seçenekleri açısından adenokanser alt tipine göre yetim kaldığını söyleyebiliriz. Son birkaç yılda ise özellikle immün sistemin fren mekanizmasını çözen Nivolumab ve Pembrolizumab gibi ilaçların (immune checkpoint regulators) akciğer kanserinde denenmesi ile dikkat çekici veriler elde edildi. Bunlardan belki de en önemlisi bu ilaçların yassı hücreli akciğer kanseri alt grubunda diğerlerine göre daha belirgin tesir göstermesiydi.

Bu veriler ışığında Julie Brahmer ve arkadaşları tarafınca dizayn edilen “CheckMate 017” olarak adlandırılan çalışmanın sonuçları 2015 Amerika Kanser Kongresi’nde (ASCO) sunuldu ve ilim camiasının en saygın dergilerinden olan New England Jornal of Medicine’de 31 Mayıs’da yayınlandı.

Bu çalışmada bölgesel olarak ilerlemiş (3. evre) veya metastaz yapmış (4. evre) yassı hücreli akciğer kanserli, ilk uygulanan ve standart tedavi olarak adlandırılan platin içerikli ilaçlar sonrası yanıtsızlık gelişen 272 hastada yeni ilaç denendi. Çalışmada ikinci basamak tedavi olarak denenen araştırma ilacı Nivolumab, tekrar ikinci sırada dünyada standart tedavi olarak kabul edilmiş Docetaxel isimli kemoterapi ilacı ile karşılaştırıldı.

Ölüm riskinin Nivolumab kullanılan hastalarda A oranında azaldığı umumi sağkalımın is 3.2 ay daha çok olduğu saptandı. Hastaların 1 yıllık sağkalım oranlarının Nivolumab kolunda neredeyse iki kat çok olduğu saptandı. Ağırbaşlı derecede (grad 3-4) gözlenen yan tesir sıklığı açısından iki ilaç karşılaştırıldığında ise Nivolumab’da %7 yan tesir gözlenirken Docetaxel’de U oranında yan tesir gözlendi. Bu açıdan da yeni ilaç son radde uygulanabilir bulundu.

Sonuç olarak, Nivolumab 2015 yılında akciğer kanseri tedavisinde ıslahat niteliğinde bir iz bırakmayı başardı. Amerika’da 4 Mart 2015’de FDA tarafınca onaylanan bu ilacın lüzumlu yasal incelemelerden sonra Avrupa ve ülkemizde de kısa sürede birinci tedaviye cevap vermemiş veya ilerlemiş yassı hücreli akciğer kanserli hastalarda kullanıma açılacağını umuyorum.

SİGORTA OPDİVA’YI KARŞILIYOR MU?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sıhhat Uygulama Tebliğindeki Değişiklikler Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğe göre, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri talepleri doğrultusunda gazi ve şehit yakınları ile er-erbaş olarak askerlik görevini ifa edenlerden otelcilik hizmetleri ve istisnai sıhhat hizmetleri kapsamında ek ücret alınmayacak. Yüzde 40 ve üzerinde engelli kişilerin diş tedavilerinde lüzumlu olan sıhhat kurulu raporu, muayene yapan hekimin düzenleyeceği tek tabip raporuna dönüştürüldü.

ÖDEME LİSTESİNDEKİ KANSER İLAÇLARI

5 tane kanser ilacı SGK tarafından art ödeme kapsamına alınarak vatandaşların erişimine açıldı. Ödeme listesine alınan 5 kanser ilacı şöyle:

“Altuzan: Endikasyon ilavesi, Serviks kanseri, Glioblostom

Xgeva: Dev hücreli kemik tümörü, kemik metastası (Prostat, Meme, Akciğer)

Mozopil: Lösemi, Lenfoma atama öncesi,

Opdivo: Renal hücreli kanser, metanam, klasik Hodgkin lenfoma

Revlimid: Endikasyon ilavesi, Mantle hücreli lenfoma.”

Böylece kamuoyunda “156 böbrek kanseri hastası” olarak bilinen hastaların tedavileri için lüzumlu olan kanser ilacına erişimleri sağlandı.

YÜZDE 40 VE ÜZERİ ENGELLİ KİŞİLERDE SEVKLER DOĞRUDAN YAPILACAK

Yüzde 40 ve üzeri engelli kişilerde, kanser, organ, doku, kök hücre nakli tedavilerinde sevkler doğrudan yapılacak tıbbi gerekçe aranmayacak.

Turner sendromlu hastalarda da büyüme hormonu kullanılarak boylarının uzatılması sağlanabilecek. Yapılan SUT düzenlemesi ile bu hastalarda kullanılacak olan büyüme hormonu bedellerinin kurulca ödenmesi için düzenleme yapıldı.

ÇÖLYAK HASTALIĞINDA SAĞLIK RAPORU KULLANIM SÜRESİ 2 YILA ÇIKARILDI

Doğuştan metabolik hastalıklardan olan çölyak hastalığında yapılan ödemelere temel olan sıhhat raporu kullanım süresi 1 yıldan 2 yıla çıkartıldı.

Kemik erimesinin tespiti için yapılan kemik ölçüm işleminin aralığı bu hastaların sıklıkla radyasyon almasının önüne geçilmesi adına 2 yılda bir yapılmasının sağlanması ve raporların da 2 yılda bir çıkarılması yönünde düzenleme yapıldı.

DEVLET İLACA 25 MİLYAR LİRA ÖDEDİ

Vatandaş tarafından geçen sene tüketilen yaklaşık 2 milyar kutu ilaç için SGK tarafından 25 milyar lira ödeme yapıldı – Tüketilen ilaçlar arasında diyabet, sindirim sitemi ve ağız sağlığıyla ilgili olanlar ilk sırada yer aldı

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), geçen sene vatandaş tarafından tüketilen yaklaşık 2 milyar kutu ilaç için 25 milyar lira ödeme yaptı. Tüketilen ilaçlar arasında diyabet, sindirim sistemi ve ağız sağlığıyla ilgili olanlar ilk sırada yer aldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesinden bu sene 54 milyar 442 milyon 431 bin lira ödenek saha kurumun, giderleri arasında ilaç ödemeleri önemli yer tutuyor.

İlaç için 2014 yılında 17 milyar 388 milyon lira, 2015 yılında 18 milyar 895 milyon lira, 2016 yılında 21 milyar 374 milyon lira art ödeme yapan SGK’nin kasasından, geçen sene tüketilen yaklaşık 2 milyar kutu ilaca karşılık da 25 milyar 166 milyon lira çıktı.

Söz konusu ödemeyle Türkiye, yaklaşık 1,10 trilyon dolar büyüklüğe sahip dünya ilaç pazarında Avustralya, Kore ve Rusya gibi ülkelerle beraber üst sıralarda yer aldı.

HER 100 REÇETEDEN 29’UNDA ANTİBİYOTİK VAR

Tüketilen ilaçlar arasında diyabet, sindirim sistemi ve ağız sağlığıyla ilgili olanlar ilk sırada yer alırken, bunları kanser ilaçlarını da kapsayan antineoplastik ve immünomodülatörler ile antibiyotikleri de kapsayan sistemik antienfektif gruptakiler izledi.

Geçmiş yıllarda her 100 re
çetenin 35’inde görülen antibiyotikler, yürütülen Akılcı Antibiyotik Kullanımı Kampanyası ve bilinçlendirme çalışmalarının etkisiyle 29 reçeteye kadar düştü.

BİLİNÇSİZ KULLANIM HEM CANA HEM BÜTÇEYE ZARAR

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yanlış ve lüzumsuz ilaç kullanımı kamu sağlığını etkileyen ağırbaşlı sorunlar arasında bulunuyor.

Akılcı olmayan ilaç kullanımı, hastaların tedaviye ahenk sağlamasının azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına ya da uzamasına, istenmeyen tesir görülme sıklığının artmasına ve tedavi maliyetlerinin yükselmesine yol açabiliyor.

Antibiyotiklerin ateş düşürmediğini, ağrı dindirmediğini, virüslere bağlı enfeksiyonları tedavi etmediğini özellikle belirten uzmanlar, yaygın ve yanlış kullanılması halinde bu ilaçların temel tesir beklenilen bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde bile faydalı olamayacak hale geldiğine dikkati çekiyor.

.