Gündem

Yaşar Bahçeci kimdir? AK Parti Kırşehir Belediye Başkan adayı Yaşar Bahçeci nereli ? ne iş yapıyor?


Gündem

Yaşar Bahçeci kimdir?  Cumhurbaşkanı tarafından yarın AK Parti belediye reis adayları açıklanacak.Vatandaşlar Kırşehir belediye reis adayını araştırmaya başladı.Yaşar Bahçeci ne iş yaptığı ve nereli olduğu merak ediliyor.Peki Yaşar Bahçeci kimdir? AK Parti Kırşehir Belediye Reis adayı Yaşar Bahçeci nereli ? ne iş yapıyor? Tüm detaylar haberimizde… YAŞAR BAHÇECİ 24.03.1975 yılında Kırşehir’de doğdu. Eğitimine sırasıyla Cumhuriyet İlköğretim […]



Yaşar Bahçeci kimdir?  Cumhurbaşkanı tarafından yarın AK Parti belediye reis adayları açıklanacak.Vatandaşlar Kırşehir belediye reis adayını araştırmaya başladı.Yaşar Bahçeci ne iş yaptığı ve nereli olduğu merak ediliyor.Peki Yaşar Bahçeci kimdir? AK Parti Kırşehir Belediye Reis adayı Yaşar Bahçeci nereli ? ne iş yapıyor? Tüm detaylar haberimizde…

YAŞAR BAHÇECİ

24.03.1975 yılında Kırşehir’de doğdu. Eğitimine sırasıyla Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Kale Ortaokulu, Kırşehir Lisesi’nde devam etti. 1997 yılında Niğde Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Ana Ilim Dalı’nda Yüksek Lisansını tamamladı.

İş yaşamına Van ve Bitlis Bölgesinde şantiye şefi olarak başladı. Vatani görevini yaptıktan sonra tekrar aynı bölgedeki görevinin başına geçti. 2000 yılında Kırşehir’de mühendislik bürosunu açarak iş hayatına daha aktif olarak atıldı.

Siyasi yaşamı 2001 yılında AK Parti Kurucu üyeleri arasında yer alması ile başladı, daha sonra; AK Parti il Sekreteri olarak görev yaptı.

2002 umumi seçimlerinden sonra 1 sene süreyle TBMM’de 22 ve 23. Dönem Milletvekili Mikail Arslan’ın Danışmanlığını yaptı.2006 yılında II. Olağan Kongrede İl Başkanı Adayı oldu ve kazanarak 2,5 sene bu görevi yürüttü.

1 Aralık 2008 yılında Mahalli Seçimlerde Belediye Başkanı Aday Adayı olmak için görevinden ayrıldı.

29 Mart 2009 Mahalli Seçimlerinde AK Parti’nin Kırşehir Belediye Başkanı Adayı olarak seçimlere girdi.

29 Mart 2009 Mahalli Seçimlerinde Kırşehir Belediye Başkanı seçildi. 2014 yılı 30 mart mahalli seçimlerinde yeniden belediye başkanı seçilerek II. Dönem Belediye Başkanlığı görevine devam etmektedir.2009 Haziran ayında Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği Başkanı seçildi. 2011 ve 2014 yıllarında yapılan birlik seçiminde tekrar oy birliği ile Reis seçildi. Halen bu görevine devam etmektedir.

2014 Haziran ayında Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) I. Olağan meclis toplantısında Türkiye Belediyeler Birliği birlik encümeni seçildi.

Yaşar Bahçeci evli ve iki kız çocuk babasıdır.

KIRŞEHİR

Kırşehir 1867 yılında bucak, 1869 yılında ilçe, 1870 yılında sancak olmuş, Avanos, Keskin ve Mecidiye (Çiçekdağı) ilçeleri Kırşehir’e bağlanmıştır. 1921 yılında müstakil mutasarrıflık, 1924 yılında il olan Kırşehir’e Avanos, Çiçekdağı, Hacıbektaş, Mucur ilçeleri bağlanmıştır. 1944 yılında ilçe olan Kaman, Kırşehir’e bağlanmıştır.

20 Temmuz 1954 tarihinde 6429 sayılı yasa ile Nevşehir il, Kırşehir’de Nevşehir iline bağlı bir ilçe haline getirilmiş Çiçekdağı ilçesi Yozgat’a, Kaman Ankara’ya, Hacıbektaş, Mucur ve Avanos da Nevşehir’e bağlanmıştır.

01 Temmuz 1957’de kabul edilen 7001 sayılı kanunla Kırşehir tekrar il haline getirilmiş, yeni ile Yozgat’ın Çiçekdağı, Ankara’nın Kaman ve Nevşehir’in Mucur ilçeleri bağlanmıştır.

TARİHTE KIRŞEHİR KIRŞEHİR’İN ADI

Kırşehir tarihi, Hititler dönemi ile anılmaya başlar. Fakat, ilin adının o vakit ne ol­duğu henüz bilinmemektedir. İlin bir ara Aquae Saravenas (Akova-Saravena) adıyla (MÖ.2.yy.) bilindiği anlaşılmıştır. Önceleri Makissos (Macissus) adıyla anılan kent, İm­parator I. Jüstinianos devrinde (527-568) yeniden kurulmuş ve Jüstinianopolis diye anılmaya başlamıştır.

Uçsuz bucaksız kırın ortasında yükselen bu kente Türkler “Kır şehri” adını vermiş­lerdir. Kır şehri zamanla kamu dilinde “Kırşehir” oldu. Bu gün bile bazı köylerinde yaşa­yan halk, burasını Kır şehri diye anar. Kırşehir ismi Türkçe’dir. Bir rivayete göre de Timur’un Anadolu’ya gelişinde kendisine karşı koyan burada yaşayan halkı göstererek “kırın şehri” dediği, daha sonra bunun Kır şehri olarak değiştiği ve bu günkü ismini aldığı da söylenmektedir.

KIRŞEHİR’İN TARİHİ

1 – Tarih Öncesi Çağda Kırşehir (Tunç Dönemi MÖ. 3000-2000)

Kırşehir ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda Kırşehir’in tarih öncesi çağda,özellikle Tunç çağı döneminin etkisi altında kaldığı görülüyor. 1943’te Hashöyük kazılarında ilk Tunç çağı’na ait beş-altı tabaka tespit edilmiştir. Bu tabakalarda taş ve kerpiç bina temelleri, kara renkli seramik parçaları, çömlek ve çanaklar bulunmuştur. Bu ka­lıntılar bölgede ilk Tunç çağı döneminin (MÖ. 3500-2000) yaşandığını açıklar. Hashöyük ve şehir merkezindeki Kale’de başlayan kazı çalışmaları ile Kaman’a bağlı Çağırkan kasabasında yapılan kazılardan yeni bilgiler de elde edilebilir.

Çağırkan kasabası yakınında bulunan Kalehöyük’ün tarihinin MÖ.. 1750-600 yıl­larına kadar uzandığı sanılmaktadır. Kazılar sonunda 25 metre yüksekliğindeki höyük ve buradan çıkarılan iki büyük küp ve öbür buluntular, yörenin tarih öncesi dönemini aydınlatır. Kırşehir’in kuruluşunu, ilk çağlarda Anadolu’yu kuzey-batıdan, güney-doğudan bir baştan bir başa kesen eski ve işlek bir anayolun ortasında bir durak ve yerleşme yeri olmasında, Asya’dan Avrupa’ya giden önemli karayolları üzerinde bulunuyor olmasında, ayrıca Kapadokya bölgesine de yakın olmasında arayan ilim adamları olmuştur.

2 – Hitit Dönemi (MÖ.. 1850-1200)

Kırşehir Hititlerin yerleşim yeri olan Kızılırmak yayı içinde olduğundan, Hititler döneminin Kırşehir’de yaygın bir şekilde yaşandığı kesindir. Kale höyük’te yapılan kazılarda yerleşim alanının en alt tabakasını Hitit döneminin teşkil ettiği ortaya çıkmıştır. Bu kazılar sırasında erken ve geç Hitit çağlarına ait kalıntı ve eserler gün ışığına çıkarılmıştır. Resmi veya saray yapılarına ait olduğu ,sanılan duvar temelleri ile mühürler, takılar, seramik mutfak eşyaları ve Hitit çapına ait çivi yazılı bir tablet parçası da bulunmuştur.

Kırşehir’e bağlı Sevdiğin Köyü’nün 10 km. kadar kuzeydoğusunda bir Hitit Prensi’nin adının geçtiği yazılı taş blok bulunmuştur. Bu taş bloğun bir yol işareti olduğu ve yakınlarından Hitit dönemine ait bir yolun geçtiği sanılmaktadır.

Kırşehir’de Hitit dönemi tarihi için önemli bir vesika olan ve “Mal kayası” olarak bili­nen bir yazıt bulunmuştur. Prof. Dr. H. Th. Bossert bu yazıtı incelemiş ve bunun bir yol levhası olduğunu açıklamıştır. Mal kayası yazıtının bir yol levhası olması Kırşehir’in de Hattuşaş’tan güneye inen yol üzerinde bulunması ilin Hititler döneminde önemli bir mer­kez olduğunu açıklar. Bunun dışında tekrar Hitit döneminden kalma önemli bir yapıt de Öküz taşı olarak bilinen Hitit Sunağı’dır. Bu sunak, üzerinde bir adak havuzunun yer al­dığı kare prizma bir gövde de iki öküz başının bulunduğu bazalt taşından yapılmıştır.

1950’de yapılan Merkez Kalehöyük’deki araştırmada Hitit dönemine ait çanak ­çömlek parçaları bulunmuştur. MÖ. 1600’lerden MÖ. 1200’lere değin Hititlerin yaşadığı bu yöre MÖ. 675’e kadar Frig’lerin yönetimi altına girmiştir.

3 – Frig Dönemi

Hititlerin zayıflayıp gücünü yitirmesi üzerine yöreye Frigler yargıç olmuştur. Kızılırmak ve Tuz Gölü’ne kadar sınırlarını genişleten Frigler, MÖ. 1200’den itibaren başta Garp ve Orta Anadolu olmak üzere geniş bir alana yayılmışlardır.

Kimmerler Frigler’i yenilgiye uğratınca Lidyalılar Anadolu’nun garp kısımlarını ele geçirdiler ama Kırşehir’e kadar ilerleyemediler. Kırşehir daha sonra MÖ. VIl.yy.da Medlerin eg
emenliğine sonra da Perslerin egemenliğine girmiştir.

4 – Pers Dönemi (MÖ. 546-332)

Med Devleti, MÖ. 550’de Persler tarafından yıkılmış ve ardından Anadolu Pers hakimiyetine girmiştir. Kırşehir, Perslerin Katpotukya (Kapadokya) yani “Güzel Atlar Ül­kesi” adını verdikleri bölgenin batısında yer alıyordu. Persler, vergi yoluyla yöreye yargıç olmuştur. Yöre halkı ise, ağır vergiler altında ezilince çeşitli kaleler yapmak zorunda kalmıştır. Kırşehir ise bu çabaya girmemiştir. Çünkü toprakları çok kıraçtı. Persler ise MÖ. 334’de Büyük İskender’in ordusuna yenildiler ve Makedonlar Kırşehir’i ele geçirdiler. Yöre halkının ayaklanmasından sonra Kapadokya kralı olarak MÖ. 332’de Ariarates bağımsızlığını duyuru etmiştir.

5 – Kapadokya Krallığı Dönemi (MÖ. 333-M.S. 18)

Kapadokya (Kappadokia) krallığı MÖ. 333’de kurulmuştur. Bu krallık döneminde Kırşehir ve yöresi yoğun bir baskı yaşamıştır. Komutan Evmenes ve Antipatos dönem­leri ise bu kişilerin Kapadokya bölgesini ele geçirme istekleri yüzünden savaşlarla geç­miştir. Ariarates öldü. Büyük İskender’in ordusunu yenilgiye uğratan ii. Ariarates ise Kır­şehir’in kuzeyine egemen olmayı başarmıştır. Daha sonra bu bölge toprakları Orta Av­rupa’dan Galat (Kelt) topluluklarının akınına uğramıştır. (MÖ. 220-163) MÖ. Il.yy. son­larında Pontus Kralı Mithradaset buraları denetimine almıştır. Bu dönemde yöre “Aqu­aesaravenea” adıyla anılıyordu.

MÖ. 85 yılında Roma egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi MÖ. 18’de Ro­ma imparatoru Tiberius tarafından Roma’ya bağlanmış ve Tiberius burayı eyalet yapmıştır. Kırşehir sınırları içinde Kapadokya krallarına ait sikkeler bulunmuştur.

6 – Roma Dönemi (MS.. 18-395)

Kapadokya, Roma eyaleti haline geldikten sonra yörede Hıristiyanlık hızla yayılma­ya başlamıştır. (3.yy.) Buna karşılık Roma İmparatoru’nun desteklediği puta tapan rahip­lerle Hıristiyanlar arasında büyük bir mücadele olmuştur.

Kapadokya bölgesinde III. ve IV. yy.lara ait Hıristiyanların sığınmak ve korunmak amacıyla yaptıkları pek çok yeraltı şehri bu sebeple ortaya çıkmıştır. İlimiz ise bu döne­me ait; Mucur yeraltı şehri, Dulkadirli inli Murat yeraltı şehri, Aşıkpaşa yeraltı şehri, Kümbet altı yeraltı şehri gibi on adet yeraltı şehri bulunmaktadır. Kırşehir 395’e kadar Ro­ma’ya bağlı kalmıştır. İlimizdeki höyüklerin bir kısmında Roma dönemine ait çanak-çöm­lek parçaları ile bu döneme ait sikkeler bulunmuştur.

7 – Bizans Dönemi (395-1071)

Bizans döneminde Makissos, daha sonra da Justinianapolis adıyla anılan Kırşehir’i aynı yüzyılda yaşayan tarihçi Prokopios’un bildirdiğine göre; Justinianus Kırşehir’i yeniden imar ederek şehir durumuna getirmiştir. Mazaka’da (Kayseri) ekonomik hayatın daha diri olması nedeniyle Kırşehir halkı buraya göç etmiştir. M.S. 605 yılında İran Sa­sani Devleti, Kırşehir’i istila etmiştir. 626’ya kadar bölge Sasani ve Bizans akınlarıyla sarsılmıştır. 647’de Emevi devletinin Şam Valisi Muaviye Kayseri ve Kırşehir dolaylarını işgal etmiştir.

Kırşehir merkezine bağlı Taburoğlu Köyü yakınlarındaki Üçayak Kilisesi, Kaman Temirli’ deki kilise, Mucur Aksaklı ve Aflak köylerindeki Kaya kiliseleri, Derefakılı kilisele­ri, Mucur Manastır ve Keşiş Sarayı, Bizans dönemine ait mimari kalıntılardır. Kırşehir ci­varında da Bizans dönemine ait kandiller, takılar, sırlı mavi ve sarı renkli seramik eşya­lara rastlanmıştır.

8 – Anadolu Selçuklu Dönemi (1071-1308)

1071 ‘de Bizans’ı yenilgiye uğratarak Anadolu’yu Türk yurdu haline getiren Türk orduları, Anadolu içlerine kadar yayılarak Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurdular. 1075’de Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Kırşehir’i topraklarına katmıştır. Anadolu’ya ve Kırşehir’e gelen Oğuz boyları, yerleştikleri yerlere genellikle kendi boy, oba ve yer adları ile şahıs ad­larını da vermişlerdir. Bugün Kırşehir içinde kasaba ve köy adı olarak Oğuz boylarından “Çepni, Bayındır, Buğduz (Büğdüz), Kargın, Yazır, Kınık, Avşar” boylarının adları ile oba, oymak ve öbür Türkçe adlar yaşatılmaktadır.

Haçlı seferleri sırasında Orta Anadolu toprakları elden çıkmıştır. Danişmentliler 1120’de Kırşehir’i kendilerine bağlamışlar ve o dönemde Kırşehir “Gülşehir” olarak ad­landırılmıştır. 1174’de Kılıçaslan, Kırşehir’i yeniden Selçuklu Devleti’ne bağlamıştır. II. Kılıçaslan 1186’da Türk geleneğine uyarak devletin topraklarını on bir oğlu arasında paylaştırınca Kırşehir, Muhiddin Mesud’a düşmüştür. Kardeşi Rukneddin Aslan Konya’yı ele geçirdikten sonra Ankara ve Kırşehir’i de kendine bağlamıştır (1203). 1220’de Ala­addin Keykubat Mengücekler’in Kemah koluna son vermiş, Mengücek boylarından Mu­zaffer Muhammed’e Şebinkarahisar’ı kan dökmeden teslim ettiği için Kırşehir’i tımar olarak vermiştir. Kırşehir bu dönemde imar edilmiş ve bir kültür kenti haline getirilmiştir.

Moğol istilası döneminde Kırşehir, Moğol ordularının yaylak ve kışlağı durumunda idi. Kırşehir Muzaffer Muhammed’e verildikten sonraki dönemde Baba ishak çevresinde toplanan Türkmen boylarının silahlanması üzerine Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Key­hüsrev 60.000 benlik bir orduyu yardıma çağırmıştır. Selçuklu ordusu Türkmenleri ve ba­şında bulunan Baba İshak’ı Kırşehir’in Malya ovasında yenilgiye uğratmıştır (1240).

1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollar Anadolu’yu kati bir şekilde hakimiyetleri altına aldılar Sultan II. Keyhüsrev, Şemseddin İsvahhani’yi Moğol sultanı Batuhan’a elçi göndermiş, pakt yapılmasını sağladığı için o Kırşehir ita amirliği ile subaşılığına getirilmiştir. IV. Kılıçaslan zamanında Caca oğlu Nureddin, 1262’de Kırşehir’ suba­şısı olmuştur. İl onun zamanında çok gelişmiş, imar bir il haline gelmiştir. Caca oğlu Nureddin Bey güvenlik ve barışa önem vermiştir. İlde Cacabey Medresesi ve külliyesini kurmuştur. Memluk Sultanı Baybars 1277’de Anadolu’ya gelerek Elbistan’da Moğolları yenilgiye uğratmış, Selçuklu ordusunun bir bölümü bu harp sırasında Memluklular’a katılmıştır. Cacabey de, kardeşi ile Mısır Memluk Sultanı Baybars’a tutsak düşmüştür. Baybars, esirleri serbest bırakınca Cacabey Kırşehir’e dönmüştür.

 

.