Kıbrıs

“Dikkati ve iştahı üzerine çeken mekân: Kıbrıs”


Kıbrıs
Yasin Derin
Yazar : Yasin Derin

Prof. Dr. İlber Ortaylı, köşe yazısında, “Dikkati ve iştahı üzerine çeken mekân: Kıbrıs” ifadelerine yer verdi.



Yasin Derin
Yazar : Yasin Derin

Prof. Dr. İlber Ortaylı, köşe yazısında, “Dikkati ve iştahı üzerine çeken mekân: Kıbrıs” ifadelerine yer verdi.

Kıbrıs Adasının Doğu Akdeniz’in müstakil en büyük adası olduğunu, bütün Akdeniz’in ise üçüncü büyük merkezi olduğunu anımsatan Ortaylı, “Tarihteki rolü ve yerleşimi itibarıyla Sardinya ve Sicilya ile mukayese edildiğinde daha erkenden bakır ve bronz çağını yaşadığı görülür” dedi.

Prof. Dr. Ortaylı, köşe yazısının bazı bölümlerinde şunlara dikkat çekti:

“Aslında siyasi önemi dolayısıyla diğer iki adadaki medeni olayları aynı yoğunlukta yaşayamadıysa da önemini her zaman korumuştur. Sicilya’da milattan önceki 6-7’nci yüzyıllardaki büyük Yunan kolonizasyonu hareketine benzer bir olay Kıbrıs’ta görülmez. Sakinleri ve sanat eserleri itibarıyla çok özgündür. Akdeniz’e ilk defa çıkan Mısırlılar hatta Fenikeliler evvelki Suriye ahalisi ve Hititler devrinde bile ismi sık geçmektedir. Siyaseten her zaman tercih edilen, dikkati ve iştahı üzerine çeken bir mekân olmuştur.

Bundan tam 449 yıl evvel, 1 Ağustos 1571 tarihinde Kıbrıs Osmanlılar tarafından fethedildi. Padişah II. Selim ve vezir-i azamı Sokullu Mehmed Paşa dikkatini Volga Don Kanalı bölgesine ve Süveyş’e yönelttiği için Kıbrıs’tan o kadar çok rahatsız olmuyor ve fethini tehir ediyordu. Padişahın civarı ve Lala Mustafa Paşa bu konuda çok ısrarcı olunca Kıbrıs kuşatması başladı.

1570’in mart ayı ile kuşatma başlar ve temmuz ortalarında Limasol Kalesi’ne ulaşılır. Kale Venedik tarafından boşaltıldığından Limasol fethedilmiştir. Demek ki güneyden bir fetih başlatılmıştı. İlerleyiş kolaydı, çünkü 1204 Haçlılar seferinden beri ada üzerine hâkimiyet kuran denizci İtalyanlar ve bilhassa Cenevizlilere karşı Venediklilerin galebe çalması yapıyı değiştirmişti.

YERLİ HALK ŞİKÂYETÇİYDİ

Venedik hâkimiyeti Kıbrıs’ta kalıcı eserleriyle görülür. Ancak yerli halk kendilerinden son derece şikâyetçiydi. Memluklara ödedikleri ağır haracın yarattığı vergiler, Venedik senatosunun Kıbrıs’ı sadece sömürge olarak kullanması yerli halkı bezdirmiştir. Ortodoks ve Katolik kiliselerin sadece doktriner bakımdan ruhani kavgası nedeniyle bu kadar keskin düşman gruplar yaratması başka bir coğrafyada görülmemiştir. Yerli halkın içinde İtalyan kolonizatörlerin çok olduğu görülüyor.

Yerli Katolik kalıntıları ve Ortodokslar, Türklerin fethinden sonra da adada kaldı. Fakat Kıbrıs’ta hiçbir zaman bu kadar büyük isyan dalgaları ve hoşnutsuzluklar meydana gelmedi. Venedik’in kanunlara dayalı ve ortaçağlar için muhteşem görünen Venedik cumhuriyet idaresi maalesef Kıbrıs’ta kaba bir kolonizatörlüğe dönüştü. Aynı durum Venedik idaresindeki Girit için de söylenebilir”