Gündem

Balkan Lokantaları nerede? Yemek fiyatları ne kadar? Balkan Lokantaları menüsü!


Gündem

Balkan Lokantaları nerede? Öğrenci nüfusunun yoğun olduğu İstanbul’da şehrin en işlek noktalarında bulunan Balkan lokantaları menüsünde bulunan ucuz fiyatlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor.Menü seçenekleri ile fiyatlarının ucuz olması nedeniyle vatandaşlar tarafından aka alaka görüyor.İşte Balkan Lokantaları nerede? Aş fiyatları ne kadar? Balkan Lokantaları menüsünde bulunan yemekleri ve fiyaları haberimizden öğrenebilirsiniz… Bir ‘şef’ten daha marifetli olsa bile, mutfaktaki […]



Balkan Lokantaları nerede? Öğrenci nüfusunun yoğun olduğu İstanbul’da şehrin en işlek noktalarında bulunan Balkan lokantaları menüsünde bulunan ucuz fiyatlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor.Menü seçenekleri ile fiyatlarının ucuz olması nedeniyle vatandaşlar tarafından aka alaka görüyor.İşte Balkan Lokantaları nerede? Aş fiyatları ne kadar? Balkan Lokantaları menüsünde bulunan yemekleri ve fiyaları haberimizden öğrenebilirsiniz…

Bir ‘şef’ten daha marifetli olsa bile, mutfaktaki ustalarına her zaman aşçı denir; hatta zamanında insanların “Aşçıda yedik” diye laf ettiği lokantalardır.

Esnafı sefertası taşımaktan kurtarıp sosyalleşmesine katkıda bulunan müesseselerdir.

Çalışan insanların zaman kaybetmeden karın doyurabildiği, ‘fast food’ kavramı yaratılmadan çok evvel ‘hızlı yemek’ anlayışını hayata geçirmiş yerlerdir. Hızlı aş için sağlıksız seçeneklere yönelmek gerekmediğini de göstermiş olmanın haklı gururuna sahiptirler.

Yemeği görerek seçme, ‘bir kaşık şundan’, ‘iki adet bundan’ isteme keyfini yaşatırlar.

Ev yemeği hasretini dindirirler.

Göz müşteri tezgâhlarıyla en iştahsız insanı bile heyecanlandırma gücüne sahiptirler.

Geleneksel Türk mutfağının lezzetlerini sadakatle üretir; ev mutfaklarında yok olup gitmeye surat tutmuş, özlenen yemekleri tatma olanağı verirler. Ülkemizi ziyaret edenlere mutfağımızda sahip olduğumuz çeşitliliği hakkıyla gösteren yerlerdir.

En tavizsiz vejetaryenlere de, sebzeye göz ucuyla bile bakmayı zül sayan etoburlara da varlıklı seçenek sunabilirler.

Hesaplı fiyatları sayesinde işadamı da talebe de yan yana masalarda karnını doyurabilir.

Büyükanneden toruna, bütün ailenin birlikte aş yiyip hepsinin mesut ayrılacağı nadir lokanta türlerindendir.

Türkiye’nin neresinde olursanız olun, o kentin iyi bir esnaf lokantasında aş yediğinizde hem tanıdık hem de o yöreye özgü sürprizli yemeklerle, yörenin en iyi ‘gastronomik fotoğrafını’ çekebilirsiniz.

Esnaf nedir?

El sanatları veya ufak ticaretle geçinen kimselere verilen umumi ad. Eskiden esnaf deyince, çok az bir kapital ile daha çok bedeni faaliyete dayanan işleri yapan kimseler anı gelirdi.

1964 Ağustos ayı içinde yürürlüğe giren 507 sayılı Esnaf ve Ufak Sanatlar Kanunu esnafı, “İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belli bir yerinde sabit bulunsunlar, ticareti sermayesi ile birlikte gövde çalışmalarına dayanarak ve geliri o yer anane ve teamülüne nazaran tacir niteliği kazanmasını icab ettirmeyecek mikdarda sınırlı olan” kimseler olarak tanım etmiştir. Ayrıca geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin de esnaftan sayılacağı hükmedilmiştir.

Esnafların tabi olduğu zorunlu hususlar: 507 sayılı kanunla tabi olduğu iş kolunda kurulu derneklere aza olma mecburiyeti getirilmiştir. Aynı kanun, derneğin tarifini, “Esnaf ve ufak sanat sahipleri ile yanlarında çalışanların mesleki, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını gidermek, sanat ve ticaretlerinin mesleki, ahlaki ve halk yararına uygun, ahenkli ve verimli bir tarzda gelişmesini sağlamak,müşteriler ile aralarındaki münasebetleri düzenlemek amaçları ile kuracakları tüzel kişiliğe haiz ve halk kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlar” şeklinde yapmıştır.

Esnaf derneklerinin kuruluşları: Aynı yerde ve aynı konuda ani çok dernek kurulmamak şartıyla en az elli esnafın isteği ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulur. Derneklerin, kurulmadığı ilçe, nahiye ve köylerde birlik tarafından Ajanlık tesis etme imkanı da tanınmıştır.

Derneğe aza olma nitelikleri: T.C. uyruklu veya Türkiye’de yabancı uyruklu olmakla birlikte sanat ve ticareti yürütmeye izinli bulunmak, uygar hakları kullanma yetkisine sahip bulunmak ve kanunda sayılan öbür niteliklerde esnaf olmak şartı aranmıştır.

Derneğin organları: Umumi kurul, idare kurulu, denetleme kurulu ve onur divanından müteşekkildir.

Esnaf konfedarasyonu: Esnaf ve ufak sanatkarların birlikleri ve dernekleri arasında kurulan gelişme ve ilerlemeyi sağlamak ve umumi olarak bağlı üyelerin çalışmalarını iş icabı ve ülke menfaatına müsait bir şekilde yürütülmesini düzenlemek ve bu hususta gerekli görülecek her türlü önlem ve teşebbüslerde bulunmak, Ticaret ve endüstri Bakanlıklarınca verilecek vazifeleri yapmakla görevli olan üst kuruluş.

Konfedarasyon, tüzel kişiye sahip tek bir müessese olup, hukuki statüsü, Ticaret Bakanlığının tasdiki ile geçerlilik kazanır.

Esnafın tabi olduğu hükümler: 1) Esnaf sayılan kimseler tacir statüsüne tabi değildir. Türk Ticaret Kanunu kimlerin tacir olduğunu, esnaf kapsamına girdiğini şöyle belirlemiştir: “İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya muayyen bir yerde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlayamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” 2) Özel hükümle ters ön görülmedikçe tacir sıfatına bağlı müeyyide ve mükellefiyetler esnaf hakkında laf konusu olmaz. 3) Özellikle esnaf iflasa tabi değildir. 4) Ticari defter tutmaz. 5) İşletmenin ticaret siciline tescil etme mecburiyeti olmadığı gibi ticaret ünvanını tescil ettirmek mecburiyeti de bulunmamaktadır. 6) İşyeri sahibi iç üç şahıs çalışılan işyerlerinde iş kanunu hükümleri de uygulanmaz. Buna bağlı olarak da işçilerle esnaf olan işveren arasındaki hukuki münasebet Borçlar Kanunu hükümlerine tabi tutulur.

Osmanlı İmparatorluğunda, esnaflara ait bazı hususlar: Bunların kazançları ancak geçimini temin edecek kadar olurdu. Tüccar olmayan sanat ve ticaret sahibi kimselerdi. Genellikle sabit olup, seyyarları da vardı. Esnafların toplantı yapmalarına ve işlerinin idaresine mahsus kurumlara “Esnaf Loncaları” denirdi. Esnafların şikayetleriyle ve devletle esnaf arasındaki işlerle meşgul olan esnafın büyüğü için de “Esnaf Şeyhi” tabiri kulanılırdı.

Osmanlı Devleti zamanındaki Esnaf Nizamnamesi’ne ait bazı hükümler: “… ve ekmekçilerin işlediği ekmeğin, içi ve karası olmaya…

Kasaplar, koyunu geceden temizlemeye ve arı (temiz) satalar… ve semizini saklayıp, zaifini boğazlamayalar…

… ve ahçının pişirdiği et, çiğ olmaya ve pak koparalar… ve kasesi ve bezi pak ola ve kazanı kalaysız, çanakları sırçasız olmaya… ve hizmetkarları kafir olmaya ve bellerinde futaları (önlükleri) pak ola… … ve börekçiler de gözlene!.. Hamurları, arı undan ola… Miyanesi soğanlı ola ve koyun etinden gayrı et karıştırmayalar.

Üzüm, incir ve benzeri meyvelerin (onu, on bir) akçaya (% 10 kar ile) satıla… Bahçelerden gelen yemişler, yüzleme olmaya. Üstü nasılsa, altı da öyle ola… pazar yerinden evvel satılmaya. Yolda karşılayıp almak isteyeni, muhtesip (belediye görevlisi) tutup, politika ede…

… Yoğurtçular da gözlene. Nişasta ve su katmayalar!.. Kaymakçılar, peynirciler, turşucular dahi gözlene. Turşu, sirke ile kurula; kepek ekşisi ile kurulmaya… Helvacılar, pekmezciler, şerbetçiler, hoşafçılar bile gözlene…

… ve terziler, dikmek için aldıkları kaftanları, vaktinde vere… Kemha ve kadife kaftanları 25 akçaya dikeler ve kadın kaftanı (iki kemha yakalı olursa) 30 akçaya dikile ve çocuk kaftanı için, emeklerine

göre alına… İşlenen astar 8 arşından noksan olmaya…

ve ipekçiler de gözlene… Şeritleri, düğmeleri yürek (sahte) olmaya.

Bürüncükçüler, çuhacılar, takiyeciler, atlasçılar dahi gözlene… Altunlu kadifenin, klaptani noksan ve seyrek olmaya…”

.