Gündem

Bugün 12 Mart İstiklal Marşının kabulü! İstiklal Marşı ilk hangi anayasada yer aldı? İstiklal Marşı 10 kıtası!


Gündem

12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü! Ulusal Şair Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı’nın 98. sene dönümü kutlanıyor.Yazılan devre ve şartları nedeniyle aka ehemmiyet taşıyan hususi marş için detaylı araştırmalar yapılıyor.1 Mart 1921’de başkanlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı Şiiri, elemelerden kalan son altı şiirle beraber Meclis’in seçimine sunulmasının ardından oylama sonrasında […]



12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü! Ulusal Şair Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı’nın 98. sene dönümü kutlanıyor.Yazılan devre ve şartları nedeniyle aka ehemmiyet taşıyan hususi marş için detaylı araştırmalar yapılıyor.1 Mart 1921’de başkanlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı Şiiri, elemelerden kalan son altı şiirle beraber Meclis’in seçimine sunulmasının ardından oylama sonrasında Türkiye Cumhuriye’nin Ulusal Marşı olarak kabul edildi.İşte 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü! İstiklal Marşı ilk hangi anayasada yer aldı? İstiklal Marşı 10 kıtasının detaylarını haberimizde bulabilirsiniz…

Bazı kaynaklara göre İstanbul Fatih’te, bazı kaynaklara göre ise Çanakkale Bayramiç’te 1873’ün aralık ayında doğan Mehmet Akif, ilk şiirlerini yazmaya mektep yıllarında başladı.

Şair, babasının 1888’de vefatının ardından yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Mülkiye Mektebini bırakıp, mezunlarına derhal iş imkanı veren Halkalı Baytar Mektebi’ne kaydoldu.

Mezuniyetinin ardından memuriyet hayatına başlayan ve Anadolu, Rumeli ve Şam bölgelerinde vazife yapan Mehmet Akif, 1898’de Tophane-i Amire Veznedarı Mehmet Emin Bey’in kızı İsmet Hanım’la evlendi, bu evlilikten üç kız ve üç erkek çocuğu dünyaya geldi.

Ünlü kitabı “Safahat” 1911’de, ikinci kitabı “Süleymaniye Kürsüsünde” 1912’de, üçüncü kitabı “Hakkın Sesleri” ve dördüncü kitabı “Fatih Kürsüsü’nde” 1913’te, beşinci kitabı “Hatıralar” ise 1917’de yayımlandı.

KURTULUŞ SAVAŞI VE MEHMET AKİF ERSOY

Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na iç olmasıyla birlikte, Mehmet Akif elindeki imla imkanlarıyla savaşın kazanılması için devlete destek olmaya çalıştı. Bu amaçla Müslümanları bir bayrak altında toplamak, Türkleri siyaseten bir arada tutan Pantürkizm idealini gerçekleştirmek için kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’ya katıldı.

Milli Şair, İstiklal Marşı gibi 10 dörtlükten meydana gelen “Cenk Marşı” adlı eserini 1912’de Sebilürreşad dergisinde isimsiz olarak yayımlarken, üzüntüyü gidermek, halkı birliğe çağrı etmek ve orduya manevi destek vermek gibi konularda camilerde vaazlar da verdi.

İngiliz ve Fransızların sömürgelerinden topladıkları Müslüman askerlerine yaptıkları propagandaya karşı propaganda yapmak üzere 1914’te Berlin’e gönderilen Mehmet Akif’in gayesi, farkında olmadan Osmanlı ile savaşan bu Müslüman askerleri aydınlatmaktı.

Akif, aynı hedeflerle Arabistan’a gitmek üzere 1915’in mayıs ayında yola çıktıktan sonra Çanakkale Zaferi’nin haberini aldı.

Bu zafer haberini yeni nesillere aktarmadan canını almaması için Allah’a yalvaran Mehmet Akif’in hissiyatını yol ve vazife arkadaşı Eşref Kuşçubaşı şöyle anlatım eder:

“Duası hıçkırıklarla kesiliyordu. Onu teskin etmek olası değildi, zaten müdahale etmek de istemiyorduk. Bu bir ilham manzarası idi ve ben onu görebilmiş mesut bir fani idim.”

Ankara’da 23 Nisan 1920’de Türkiye Aka Millet Meclisi açılmasıyla, Ulusal Şair Mehmet Akif Ersoy Mustafa Kemal’in davetiyle Sebilürreşad dergisini Ankara’da yayımlamak üzere 24 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya ulaştı ve sonrasında Taceddin Dergahı’na yerleşti.

Akif’in Ankara’ya gelişi pek fazla şahıs tarafından sevinçle karşılandı, “Hakimiyet-i Milliye” ve “Açıksöz” gibi gazetelerde havadis, bilgi, salık olarak verildi.

Ankara’dayken Burdur mebus olan Mehmet Akif Ersoy’un halka yaptığı konuşmalar yayımlanarak halka ve askerlere dağıtıldı.

MİLLİ MARŞ YARIŞMASINA KATILMAK İSTEMEDİ

Meclis tarafından bir müsabaka açıldı ve bu müsabaka Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 25 Ekim 1920 tarihli nüshasında duyuru edildi.

Akif, ulusal marş için bir müsabaka ve mükafat olması fikrinden hoşlanmadığından ötürü yarışmaya katılmak istemedi.

Yarışmayanın son tarihi olan 23 Aralık 1920’ye kadar gönderilen, hatta bu tarihten sonra dahi gönderilen yekün 724 yapıt değerlendirildiği halde, İstiklal Marşı olacak bir yapıt seçilemedi.

Mehmet Akif’in dostu Hasan Basri Bey, dönemin Maarif Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in de ricasıyla, şairi ikna etmek için uğraştı.

Bakan, ayrıca Mehmet Akif’e yazdığı şu mektupla şairin yarışmaya katılmasını istedi:

“Pek aziz muhterem efendim, İstiklal Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek fazla tedbirler vardır. Zat-ı üstadenelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son deva olarak kalmıştır. Asil endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetimi arz ve yine eylerim efendim. 5 Şubat 1337(1921) Umur-u Maarif Vekili Hamdullah Suphi”

Hasan Basri Bey de ozan Mehmet Akif’i ikna edebilmek için şiiri kendisinin yazacağını söyleyerek şairden yardım talep etti.

Mehmet Akif beraber yazmayı kabul ederek ödülü almayacağını söyleyince, Hasan Basri Bey, müsabaka koşullarının şairin istediği gibi düzenleneceğini, ikramiyeyi ise bir hayır kurumuna vereceklerini söyleyerek Mehmet Akif’i İstiklal Marşı’nı yazmaya ikna etti.

12 MART 1921’DE İSTİKLAL MARŞI KABUL EDİLDİ

Herkesin sabırsızlıkla beklediği şiir on gün içerisinde tamamlandı ve 17 Şubat 1921 tarihinde Sebilürreşad dergisinin ilk sayfasında “Kahraman Ordumuza” ithafıyla yayımlandı. 1 Mart 1921’de başkanlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı Şiiri, elemelerden kalan son altı şiirle beraber Meclis’in seçimine sunuldu.

Hamdullah Suphi Bey’in kürsüden okuduğu, Atatürk’ün “Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır” dediği İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde kabul edildi.

İstiklal Marşı, kabulünün ardından İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca ve Farsça’ya çevirilerek, yurtiçinde ve yurtdışında dağıtıldı, mitinglerde ve törenlerde halkın manevi ve ulusal duygularını güçlendirmek amacıyla okunmaya başlandı.

ÖDÜLÜ YOKSUL KADIN VE ÇOCUKLARA İŞ ÖĞRETEN DARÜLMESAİ VAKFINA BAĞIŞLADI

İstiklal Marşı’nı nakit için yazdığının düşünülmesinden kaygı eden Mehmet Akif, aynı dönemlerde ağırbaşlı maddi sıkıntı içerisinde olmasına rağmen, kazandığı 500 liralık ödülü fukara kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai’ye bağışladı.

Bu durum, 17 Mart 1921 tarihli “Hakimiyet-i Milliye” gazetesinde şöyle anlatım edildi:

“Teberru: Burdur mebusu, şairi muhterem Mehmet Akif Beyefendi’nin Aka Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşı için mahsus beş yüzlira mükafatı nakdiyeyi, müşarünileyh fukara İslam kadın ve çocuklarına iş öğreterek sefaletlerine son vermek emeliyle teşekkül eden Darülmesai menfaatine armağan eylemiştir.”

“ALLAH BİR DAHA BU MİLLETE BİR İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN!”

İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Ulusal Şair, İstiklal Marşı’nı Safahat eserine koymayışının nedenini ise şöyle açıkladı: “Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm.”

Akif ayrıca daha sonra kendisine yöneltilen bir soru üzerine İstiklal Marşı için şu ifadeleri kullandı:

“Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin değerli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en değerli hediyem budur. Allah bir daha
bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!”

İstiklal Marşı’nı 48 yaşında kaleme saha Mehmet Akif Ersoy, meclis seçimlerine yine katılmayı hiç düşünmedi. Ersoy, ailesi ve Sebilürreşad Dergisi ekibi ile beraber İstanbul’a art dönmesinin ardından, Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine gittiği Mısır’a 1926’da ailesi ile beraber yerleşir.

Şair, hastalıklar ve maddi sıkıntıların yakasını Mısır’da da bırakmamasına rağmen, Mısır Üniversitesi’nde Türk Dili eğitimi verdi ve Mısır’da kaldığı sürede “Firavunla Yüzyüze” adlı şiirini yazdı.

Mehmet Akif, 1935’te hastalandı ve gurbette yaşadığı sürece, fazla sevdiği, hasretini çektiği memleketinde ölmek istediğinden 1936’da İstanbul’a döndü.

Büyük ozan 27 Aralık 1936’da Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda vefat etti ve tabutu Türk Bayrağına sarıldı. Hayatı boyunca taşıdığı asaletine, tevazuuna uygun, gösterişten ve şatafattan ırak bir merasimle Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.

.