Kıbrıs

“Kıbrıs Türk’ü, 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhunun ve büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçasıdır.”


Kıbrıs
Yasin Derin
Yazar : Yasin Derin

“Kıbrıs Türk’ü, 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhunun ve büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçasıdır.”



Yasin Derin
Yazar : Yasin Derin

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” töreninde konuştu

Oktay, Lefkoşa’da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 46’ncı yıl dönümü dolayısıyla Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törende Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yönelik insanlık ve hukuk dışı kısıtlamaların tamamen ortadan kaldırılmasının, Türkiye’nin “milli davası” olduğunu ifade etti.

KKTC’nin uluslararası toplumda hak ettiği yeri alması için gerekli girişimleri sürdürdüklerini ve Kıbrıs meselesinin öncelikli olarak “siyasi eşitlik”, aksi takdirde “egemen eşitlik” temelinde çözülmesinden yana olduklarını kaydeden Oktay,  “Aynı zamanda hidrokarbon kaynaklarının hakkaniyetli biçimde paylaşılması ve Kıbrıs’ın barış ve istikrar adası olması için geçmişten bu yana çaba sarf ediyoruz. Daha önce birçok vesileyle vurguladığım gibi, Kıbrıs’ta mevcut statükonun sürdürülmesine yönelik çabaları asla kabul etmeyeceğiz.” diye konuştu.

Bunun en temel göstergesinin Kapalı Maraş’a yeniden hayat verme yönünde başlattıkları çalışmalar olduğunu vurgulayan Oktay, uzun zamandır atıl durarak, “içlerini sızlatan” bu bölgenin mahallelerinde, sokaklarında, sahillerinde yeniden aileleri, sevinç ve güven içinde koşuşturan Kıbrıs’ın çocuklarını görmeyi arzu ettiklerini söyledi.

Bu konuda çalışmaların KKTC Hükümeti ile istişare içinde sürdüğünü aktaran Oktay, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu konuda uluslararası toplumu yanıltmak amacıyla asılsız iddialarla yürüttüğü propaganda faaliyetlerine de hukuk çerçevesinde gerekli cevapları vermeye devam edeceklerini belirtti.

– “Mücadelemiz, bölgemizi herkes için daha müreffeh hale getirmek yönündedir”

Bölgede ve özellikle Doğu Akdeniz’de yaşanan tüm krizlerde iş birliği yollarını genişletme, yapıcı diplomasiyi işletme gayreti içerisinde olduklarına değinen Oktay, Türkiye’nin dostluğunun kıymetini bilenlerin bu mekanizmaları etkin şekilde değerlendirdiğini, ısrarla Türkiye’ye karşı oyun kurmaya çalışanların ise kaybedenler arasında yerlerini aldığı değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, artık Türkiye’nin içinde yer almadığı hiçbir senaryonun gerçekleşme ihtimalinin olmadığının görüldüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Suriye’de, Kuzey Irak’ta ve Libya’da kendimizin ve dostlarımızın güvenliği için irademizi net şekilde ortaya koyuyoruz. Kardeş Azerbaycan’ın topraklarına ve egemenlik haklarına kast eden her türlü saldırının kararlılıkla karşısındayız. Bizim mücadelemiz, bölgemizi herkes için daha müreffeh hale getirmek yönündedir. Bedeli gözü yaşlı insanların ahı, gönlü yaslı mazlumların feryadı olan hiçbir düzen dünyaya hayır getirmez. Bunu hep söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘dünya 5’ten büyüktür’ çıkışı ile sürdürdüğümüz daha adil bir dünya düzeni çağrımızı 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda KKTC’den bir kez daha yineliyorum. Bölgede etkinlik gösteren tüm tarafları Türkiye’nin adalet ve meşruiyet temelinde uzattığı barış ve iş birliği eline karşılık vermeye davet ediyorum. Bu çağrımıza ilelebet yanıt bekleyeceğimizi de kimse düşünmesin.”

– Kovid-19 salgınında KKTC için yapılanlar

KKTC’nin tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınıyla mücadelede en başarılı örneklerden birisi olduğunu anımsatan Oktay, bundan sonra da hem günlük hem de çalışma hayatında temizlik, maske, mesafe ilkesine dikkat ederek salgından korunacağına inancını dile getirdi.

Zorunlu karantina sürecinin pek çok ülkede olduğu gibi KKTC’nin ekonomisini de derinden etkilediğini kaydeden Oktay, normalleşmeyle özellikle turizm sektörünün yeniden kapılarını açması, üretim ve tedarik süreçlerinin canlanmasının KKTC ekonomisinde bir toparlanmaya vesile olacağı değerlendirmesinde bulundu. 

Hem salgının açtığı yaraların hızla kapanması hem de projelerin ve teşviklerin devamlılığını sağlamak için “2020 Yılı İktisadi Ve Mali İşbirliği Anlaşması”nı imzaladıklarını hatırlatan Oktay, mali iş birliği paketinin yanı sıra salgınla mücadelede de KKTC’nin yanında olduklarını kaydetti. 

Türkiye’nin tıbbi yardım gönderdiği 137 ülkeden önce KKTC’nin ihtiyaçlarının karşılanmasına öncelik verdiklerine değinen Oktay, salgın döneminde yapılanları şöyle anlattı:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kendimizden farklı görmedik. Salgın döneminde sizlerden sağlık hizmetine ihtiyaç duyanlar olduğunda bağrımıza bastık. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığımız ve Kızılay tarafından aşı, ilaç, test kiti, test cihazı, maske, dezenfektan, koruyucu giysi ve gıda paketi destekleri sağlandı. Diğer taraftan başta solunum cihazı olmak üzere medikal malzemelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sevkini kolaylaştırdık.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm çabalarımız daha gelişmiş ve kendi kendine yeten bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içindir. Ekonomik bakımdan güçlü olan bir ülkenin, siyasi alanda da etkinliğini artıracağı bir gerçektir. Yeni normal, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için fırsatlar, yeni iş birliği ve açılım imkanları sunuyor. Geçtiğimiz yıl 20 Temmuz’da açılışı gerçekleşen ODTÜ Kalkanlı Teknoloji vadisinden müjdeli haberler gelmeye başladı. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliği ile dünyada bir ilke imza atıldı. Haberleşme sistemleri alanında özgün metamalzeme tabanlı antenler tasarlanmış olup testleri yapılmıştır. Güçlü bir şekilde el ele verdiğimizde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceğe bugünden daha umutla bakacağına inanıyorum.”

– “Kıbrıs Türk halkına milli, ahdi ve tarihi bağlarla gönülden bağlıyız”

Kıbrıs Barış Harekatı ruhunun, Necip Fazıl Kısakürek’in mısralarında hayat bulduğunu vurgulayarak, şairin “Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman,  görürler nasılmış neymiş kahraman. Yer ve gök su vermem dediği zaman, her tarlayı sular arkımız bizim.” dizelerini okuyan Oktay, şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ın, ancak birlik ve beraberliğimizi muhafaza ederek yükseltebileceğimiz bir milli dava olduğunun bilincindeyiz. Kardeşlik bağlarımız ve Türkiye’nin garantör statüsünün getirdiği yükümlülükler doğrultusunda, Kıbrıs Türk halkına milli, ahdi ve tarihi bağlarla gönülden bağlıyız ve bu bağlar daima canlılığını koruyacaktır. Bu bağlar, sonradan oluşmuş suni bağlar değildir. Kıbrıs Türk’ü, 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhunun ve büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçasıdır.”